Ruh bir savaş alanıdır,akıl ve muhakemenin tutku ve iştahla çarpıştığı...
Cibran








Özgürlük ve düzen hiçbir zaman hiçbir yerde birlikte var olmamışlardır; hiçbir zaman ikisinden de vazgeçilemedi

Benden, onlara benzer olmayı beklemeyin,
Ve onları yineler olmayı beklemeyin.
Herkes yeniliğine varır, kendi kalırsa.
Kimseden bana benzer olmayı beklemeyin

Özdemir Asaf


Bu Blogda Ara

Sayfalar


10 Ocak 2011 Pazartesi

Tefrika -8-

         Gruptaki erkeklerin yarısından çoğu Filiz’e bir dönem aşık olduğu halde arkadaş çevresinden kimseyle çıkmamıştı Filiz. Çıktığı kişilerden gruba dahil olabilen tek kişi ise Muzafferdi; sonunda da Onunla evlendi
         Gözlemeyi yerken çok uzaklara gitti Filiz, gözlemenin kokusu anneannesinin köyde yaptığı gözlemeleri hatırlattı O’na çocukluğuna gitti, Çorum’a gitti, babasını düşündü, annesini sonra. Abisiyle yaptığı kavgalar geldi hatırına. Abisinin burnunu kanatmıştı bir keresinde, çok korkmuştu. Bir kez de abisi tokat atmıştı Filiz’e, lisedeyken hem de. Çok kırılmıştı, ağlamıştı çok, günlerce konuşmamıştı abisiyle. Üstelik suçu da yoktu. Mahalledeki Filiz’in yüz vermediği çocuklardan biri, Filiz’i okuldaki üst sınıflardan, abisinin sınıf arkadaşı olan başka bir çocukla öpüşürken gördüğü dedikodusunu çıkarmıştı. Oysa Filiz lisedeyken peşindeki onlarca liseliye rağmen kimseyle o zamanki moda deyimle “o türlü bir arkadaşlık” yaşamamıştı. Bir gözleme kokusunun çağrışımlarla nerelere götürdüğünü düşünürken, otoparka park eden bir arabadan gelen müzikle bambaşka yerlere doğru gitti. “Güneşin alevden saçları /aşınca karşı ki tepeden / gölgeler sarar yamaçları / ürkerim gelecek geceden” diyordu Doğan Canku o yumuşacık insanın içini ısıtan sesiyle. Bu şarkıyı ilk Yakup’tan dinlemişti Filiz Doğan Canku’dan önce. O da en az Doğan Canku kadar güzel söylerdi Filiz’e göre. Öyle belirledikleri bir bizim şarkımız durumu yoktu aralarında ama, Filiz bu şarkıyı çok sevdiği için, Yakup da hep O’na özel söylerdi bu şarkıyı. Hele Filiz Yakup’un sahne aldığı bara gittiğinde, Yakup’un  Filiz’i gördükten sonra söylediği ilk parça bu olurdu. Hatta daha önce söylemiş  olsa bile söylerdi tekrar. Çok özel hissederdi bu anlarda Filiz kendisini. O an barda olan herkesten daha özel, daha ayrıcalıklı. Bir an Yakup’la yaptığı kavgaları, yaşadığı kötü anları hatırladı. Ama hiçbir kavganın nedenini hatırlayamadı. Hepsi silik, hayal meyal şeylerdi. Mutlu olduğu, kendini özel hissettiği anların ise çoğunu en ince ayrıntısına kadar hatırlıyordu. Ne garip diye geçirdi içinden ; zaman geçip yaşadığın acıların yaraları sarılınca, sadece güzel şeyler aklında kalıyor, unutmak istediklerin, zamanın çöplüğünde bir yerlere bırakılıyor. “Acaba şimdi ne yapıyor Yakup?” Müzik öğretmeni olduğunu duymuştu. Dört yıl kadar önce Zonguldak’ın bir ilçesindeydi, acaba hala orada mıydı? Değildir diye geçirdi içinden, Yakup metropol adamıdır, öyle ilçelerde kazalarda fazla yaşayamaz mutsuz olur. Gitmiştir büyük bir şehre. Aman bana ne dedi sonra, neredeyse nerede. O beni merak ediyor mu hiç? Ben Onu neden düşüneyim. Saatine baktı dört buçuğa geliyordu. “Yavaş yavaş kalkayım” Ali’yi alacak sonra da sırasıyla Zuhal ve Gülnihal’i alacaktı. İhsan’la Yasin de yedi buçuk gibi Mudanya’da olacaktı. Plan böyleydi. Garsonları ortada göremeyince  kalktı kasaya gidip hesabı ödedi. Hava serinlemişti üşüdü, hızlı adımlarla arabasına gitti. Çıkarken kulağına çok hoş gelen su sesi bu sefer üşümesini arttırdı sanki. Arabaya bindi, kapı kolundaki gözde Muzaffer’in biriktitdiği bütün bozuk paraları otopark görevlisine verdi ve Ali’nin kreşine doğru sürdü arabasını.

1 Ocak 2011 Cumartesi

Tefrika -7-

Gülnihal, kampta İhsan’la tanıştı ve birbirlerine aşık oldular. 2. sınıfta İhsan’da Filiz ve Gülnihal’in evine taşınmış ve evi paylaşan 3 kişi olmuşlardı. Evin kirasını, elektriğini, suyunu Filiz’le Gülnihal öderdi ama yedikleri içtiklerini üçü ortak karşılardı. İhsan kiraya ve diğer giderlere karışmazdı. Çünkü O’nun kirasını ve diğer giderlerini ödediği ama kalmadığı başka bir evi vardı. Odası durur, eşyalarının bir kısmı o evde kalırdı. Kızların ya da İhsan’ın ailesinden biri gelecek olsa herkes kendi resmi evine dönerdi. İhsan da o evi Ahmet Bekir ve şimdi İstanbul’da yaşayan Vefa ile paylaşırdı. Vefa içlerinde kariyer basamaklarını en hızla tırmanan kişi oldu. Üç arkadaş ek gelir elde etmek için bir sigorta şirketinde poliçe satmaya başlamışlardı üniversitedeyken. Maaşları yoktu ama sattıkları poliçe üzerinden prim alıyorlardı. Hatta bir ara Filiz ve Gülnihal’de  Ahmet Bekir’in ısrarıyla –o sıralar Ahmet Bekir Filiz’e aşıktı- bu işe bulaşmış, yapamayacaklarını anlayınca çabuk bırakmışlardı. Bir tek Vefa   sebat etmiş, üniversite hayatı boyunca işi sürdürmüş, iyi de para kazanmıştı. Okul biter bitmez de aynı yerde çalışmaya devam etti. Bir süre sonra da İstanbul’a genel merkeze geçti, şimdi de aynı şirkette yönetici konumunda çalışıyor.
         Üçüncü sınıfa geldiklerinde Filiz üniversite şenliklerinde tanıştığı müzisyen Yakup’la çıkmaya başlamış, bir süre sonra da tıpkı İhsan’ın onların evine taşınması gibi O’da Yakup’un evine taşınmıştı. Yakup tek başına yaşıyordu, entelektüel birikimi ve egosu yüksek biriydi. Hiçbir zaman grubun içine tam olarak giremedi. Ya da grup O’nu kabul etmedi. Fakat Filiz’le çok fırtınalı bir ilişki yaşadılar. İkisi de birbirine deli gibi aşık olmalarına rağmen bazen Filiz’in anormal kıskançlıklarından, bazen Yakup’un hiçbirşeyi takmayan fazla rahat kişiliğinden, bazen de Yakup’un Filiz’in arkadaş grubuna kendini tam olarak kabul ettirememesinin yarattığı huzursuzluktan, sık sık kavga ederlerdi. Filiz pek kimseye söylemese de –bir tek işyerinden arkadaşı Selin’e itiraf etmişti bunu- Yakup O’nun aşkı en güçlü, en tutkulu yaşadığı kişiydi. Bu kadar aşık olduğu birisiyle 1,5 yıl aynı evi paylaştığı halde, bekaretini vermeden sevişmişti Yakup’la. Yakup da anlayışla karşılamıştı bu durumu. İlişkilerinin bu boyutunu gruptan kimse bilmiyordu. Bu konuyu sadece işyerinden Selin’le konuşmuştu Filiz, o da üzerinden yıllar geçtikten sonra.
         Yakup bir türlü güven vermemişti ilişkilerinin geleceği konusunda Filiz’e. Bu güvensizlik, ne kadar bekareti önemsemiyor görünse de tedirgin etmişti Filiz’i. Kim bilir belki de bu güven eksikliğini hissettirmesi nedeniyle kendince bir ceza vermişti Yakup’a. Dördüncü sınıfta yazın bir fabrikada staj yaparken Filiz –okulu 6 yılda bitirdi- Yakup telefon etmiş ve iş çıkışı Gemlik’te birlikte bir kez gittikleri çay bahçesine gelmesini istemişti. O zamanlar cep telefonu yoktu buluşmak için tam saat ve nokta adres verilirdi. Filiz buluşmaya gittiğinde romantik bir şeyler bekliyordu. Bir süredir anlamsız bir gerginlik yaşıyorlardı ama net bir kavgaları, görünürde önemli bir problemleri yoktu. Yakup’un bu gerginliği noktalamak isteyeceğini düşünüyordu. Ama tam tersi yaşanmıştı. Filiz’in hiç beklemediği ve hatta o güne kadar görmediği biçimde ciddi olan Yakup, çok bunaldığını ve ayrılmak istediğini söylemişti. Bu sefer ki ayrılığın o zamana kadar süre gelen ayrılıp barışmalardan farklı olduğunu hisseden Filiz, itiraz etmiş, bir sebep göremediğini söylemiş, hatta ağlamış ve tekrar barışmayacağı blöfünü bile atmıştı. Bu ayrılıktan bir hafta sonra da Yakup’un gitar çaldığı bara takılan müşterilerden biri olan, yaşça Yakup’tan büyük bir kadınla birlikte olduğu haberini almış, önce inanmamış, ardından bir gün belediye otobüsündeyken yolda Yakup’la kadının elele yürüdüğünü görünce yıkılmıştı. Yaklaşık üç ay kendine gelememişti Filiz. Bu olaydan sonra tam anlamıyla bir dağıtma dönemi yaşamıştı. Bir süre hiç evden çıkmamış, sürekli ağlama krizlerine girmiş, kendini suçlamıştı. Yakup’un böyle bir şey yapmasını O’nunla tam olarak sevişmemesine bağlıyor, Yakup’un şu anda kendisinden yaşça büyük bir kadınla birlikte olmasını da savına delil olarak gösteriyordu. Ama bunları Gülnihal’e bile anlatamıyor, kendi kendini yiyordu o dönemde. Sonra Yakup’u suçladığı dönemi yaşamıştı. Baştan beri O’na duyduğu güvensizliğin ne kadar doğru olduğunu, Yakup’un  sevgisini hak etmediğini düşünüyor, içten içe intikam duygusu yaşıyordu. Bu dönemde de neredeyse hiç eve girmedi. Sürekli geziyor, dışarılarda içiyor, yeni arkadaşlar ediniyordu. Bekaretini de bu dönemde tek gecelik bir ilişkide bırakmıştı. – Bekaret burada tam doğru kullanım olmayabilir, sonuna kadar yaşadığı ilk cinsel deneyim diyelim- Şimdi adını bile hatırlamak istemediği, kendinden 18 yaş büyük Kazanova bozması bir reklam ajansı sahibiyle   yaşadığı, kendi deyimiyle "hiçbirşey hissetmediği iğrenç ötesi bir sevişmeydi" bu. Neyse ki arkadaşlarının desteğiyle bu dönemi de atlatmıştı.