Sen ilk oldun Serdar'ım. İlk kez bir arkadaşımı kaybettim, ilk kez kendimden küçük bir yakınımı toprağa verdim. Bu iş de bir sıraya koyulsun artık şu düzensiz dünyada ben ne kimsenin sırasını almak ne de kimsenin sıramı almasını istiyorum. Hep derdik bunu ama ne kadar acı bir şey olduğunu öğretmek sana düştü Serdar'ım. Bu kadar gaddar bir öğretmen olmak yakışmadı ama sana, çok canımızı yaktın.
Ne hatırladım biliyor musun? Babamın da iki arkadaşı vefat etmişti ben lisedeyken. Hemde bir ay arayla. Çok da görüştüğü arkadaşları değildi en azından ben sadece isimlerini duyardım kendilerini tanımazdım. Babam çok etkilendi hastalandı, günlerce ruh gibi gezdi. O zamanlar anlamamıştım neden o kadar üzüldüğünü, anne değil, baba değil, yakın akraba değil, hergün gördüğü mesai arkadaşı bile değil neden bu kadar üzüldü ki babam diye düşünmüştüm. Yirmi küsür yıl sonra bunun da cevabını sen verdin Serdar'ım. Sevincini üzüntünü paylaşabildiğin, ihtiyacın olduğunda arayabildiğin, ihtiyacı olduğunda koşmak istediğin, tartışsan da kaybetmeyeceğini bildiğin, yarı yolda bırakmayacağından emin olduğun, beraber kadeh kaldırmaktan mutlu olduğun, kadeh kaldırırken giderse eksik hissettiğin, aylarca görüşmesen bile gördüğünde sanki dün görüşmüş gibi kaldığın yerden devam ettiğin, en fazla bir telefon kadar uzak olan, en önemlisi karşılıklı seçimlerle hayatına kattığın ve hayatına girdiğin birinin böyle birdenbire habersiz, sormadan, söylemeden bir daha dönmemek üzere çekip gitmesinin, insanı hasta edecek kadar güçlü, kendine getiremeyecek kadar ağır ve yüzü gülen herkese düşman edecek kadar tehlikeli bir virüs olduğunu, adamı paçavraya çevirdiğini gösteriverdin kaşla göz arasında.
Sen Sertan'ın askerdeki kardeşi olarak girmiştin hayatımıza sanırım 2001'di yıl. Daha Sertan 23 yaşındaydı "Niye bu kadar erken gitti ki" diye sormuştum Sertan'a . Nerden bilirdim ki senin böyle her yere erken gideceğini. Askerden geldin Sertan'ın kardeşiydin hala. Ne zaman Serdar oldun inan fark edemedim bile.
Bir baktım çıkmışsın ışık odasına "Saraydan Uzakta"ya ışık yapıyorsun ne zaman öğrendin ışığı diyemeden daha, baktım Akpınar'da sinemaya makinistlik yapmaya başlamışsın. Takip edemezdim seni edemezdik.Ne zaman ışık odasına çıktın ne vakit köprüdeydin de o spotu aldın aşağı indin. Dedim ya hızlı adamdın sen.
Evet paratoner gibi kazaları çekerdin üstüne, bir kolon düşecekse senin omzuna düşer, perde uçarsa senin elini keser, bir ışık düşecekse seni seçerdi alışmıştık buna, biz de sen de. Kazayı duyduğumda yine neresini kırdı deli oğlan diye hastaneye koştum, kırılanın bende olduğunu bilmeden.
Evet şaşırtmayı severdin en olmadık yerlerde bile karşımıza çıkardın, en tahmin edilemeyecek insanları bile tanıyor olurdun,her kapıdan girebileceğine, her köşeden çıkabileceğine inanmıştık, şaşırma artık Serdar'a diyorduk ki tam ŞAŞIRTTIN.
Birinin eşyası mı taşınacak, biri bir yere mi bırakılacak, birinin konuşmaya mı ihtiyacı var, ses mi lazım, ışık mı yok, dekor mu eksik ışık hızıyla orada bitiverirdin Serdar'ım. Hem de daha kimse seni çağırmadan, hissederdin sanki.
Düşünüyorum da olsa olsa şu öbür tarafa da herkesden önce gideyim de öğreneyim oralarda ne var ne yok, arkadaşlarım gelince yabancılık çekmesinler,öğretirim nereye gidileceğini kime nasıl davranılacağını diye düşünmüş olmalısın. Başka izahı yok çünkü bu gidişin.
Senin elinin, emeğinin değmediği insan yok çevremiz de Serdar'ım. Kimse kimseye başsağlığı dileyemedi , herkes kendisine başsağlığı dilenmesini bekledi. Çünkü herkes seni kendisinden biliyordu. Biz seni unutmayacağız Serdar'ım ve biliyorum ki sen de bizi unutmazsın. Varsa bir öbür taraf karşılarsın bizi orada, mihmandarlık yaparsın.
HEPİMİZİN BAŞI SAĞOLSUN!!!

Tesekkürler Ertan. Bende o uzaklarda kalmış ama o günlerin bir kısmında yaşayabildiklerimi hala derinden tasıyan biri olarak, sevgili Serdar'ın hakkındaki hislerimize tercüman olabildigin icin.. Cok tesekkürler... Hepimizin başı sağolsun..
YanıtlaSililk paragraf atılmalı yazıdan ve kafadan... :) gerisi için kalemine sağlık, buruk ve serdarın olduğu yazıda geçmesi gerektiği gibi tebessüm var.
YanıtlaSilCanım Ertanım,
YanıtlaSilBenzeri duyguları Koray'ın gidişiyle yaşamıştım ilk. Serdarı birkaç kere gördüm, tanımadım ama her yazılanı okudum ona dair onun için. Hastanede 2 gün önce 60-65 yaşlarında bir teyze dedi ki her insanın yeri ayrıdır hayatında tahmin bile edemezsin kaybının sana getireceğini. Dış kapının dış mandalı bile hayatında bir şey ifade eder. Ancak kaybettiğinde anlarsın. Onun nasıl bir sevgiyle seninle olduğunu.
Umarım çoooook uzun süre bunun üstüne bir başka acı yaşamayız.
Hepinizin başı sağolsun.