Ruh bir savaş alanıdır,akıl ve muhakemenin tutku ve iştahla çarpıştığı...
Cibran








Özgürlük ve düzen hiçbir zaman hiçbir yerde birlikte var olmamışlardır; hiçbir zaman ikisinden de vazgeçilemedi

Benden, onlara benzer olmayı beklemeyin,
Ve onları yineler olmayı beklemeyin.
Herkes yeniliğine varır, kendi kalırsa.
Kimseden bana benzer olmayı beklemeyin

Özdemir Asaf


Bu Blogda Ara

Sayfalar


14 Kasım 2019 Perşembe

YAŞANMASI GEREKİYORSA!!

Bu blogun isim babası olan oyunum Yaşanması Gerekiyorsa!! ilk sahnelendiği 2003-2003 sezonundan sonra o sene oyunun oyuncularından olan Gökhan Sekmen tarafından Sanat 224 bünyesinde yeniden sahneleniyor. 21 Kasım'da Nazım Hikmet Kültür Evi'nde prömiyer yapacak YAŞANMASI GEREKİYORSA!! İzlemek isteyenler için biletleri satışta ve yıl boyu oynayacak.
Bu vesile ile ben de Blogun isminin geldiği oyunumu Blogda yayınlamaya karar verdim. Merak eden olursa okur. Sevgiler






YAŞANMASI 

GEREKİYORSA!!

-OYUN- İki perde


Ertan EKMEKÇİ


 KİŞİLER


ŞULE                  :Aysu’nun ev arkadaşı öğretmen
AYSU                  :23 yaşında evlenmek üzere öğretmen
ANNE                 :Aysu’nun annesi
NURİ                   :Aysu’nun nişanlısı
YASİN                :Aysu’nun babası
ETHEM              :Nuri’nin babası
YAVUZ               :Aysu’nun eski sevgilisi
MESUT              :Aysu, Şule ve Yavuz’un  ortak arkadaşı.















(Aysu’nun evi. Ortada bir kanepe ve bir koltuk, sol arkada bir gümüşlük, sağda yüksek bir sehpa ya da fiskos üzerinde de fotoğraflar ve bir telefon. Arkada yan yana üç tane kapı. Solda bahçe kapısı, sağda mutfak kapısı ve önünde seyircinin görebileceği ama sahnedekilerin göremeyeceği sokak kapısı.  Aysu gelinliğini giymiş, annesi ve en yakın arkadaşı Şule ile birlikte son rötuşları yapmaktadır)

ŞULE              :Ben ısrar ediyorum çiçekler mor ve beyaz olmalı çok yakışacak. Çiçekçiye de şimdiden sipariş etmek gerek mezattan alsın yoksa son dakkada yaya kalırız valla. Mor çiçek kolay bulunan bir şey değil. 
ANNE             :Kızım saçmalamayın mor gelin çiçeği olur muymuş? Benim kızım da tepeden tırnağa bembeyaz olacak. Öyle gerçek çiçeğe de gerek yok yapma çiçek olsun kızım attığında yakalayan da yıllar boyu saklayabilsin. Hatta bence sen yakala da kısmetin açılır belki Şulecim.
AYSU             :Bembeyazım işte anne. Bir tek çiçeğimin yarısı mor olacak. Ne var bunda? Şule bir katalogda görmüş çok hoşuna gitmiş. Bana da gösterdi gerçekten şık durmuş.
ANNE             :O katalog düğünden sonra moraracaklar için tasarlanmış.Sen öyle misin kızım aslan gibi damadım var maşallah.
ŞULE              :Bu hesaba göre beyazlar içindeki bir gelin de düğünden sonra bembeyaz kesilecek olmuyor mu Şükran Teyze?
ANNE             :Maşallah her şeye bir cevabın var Şulecim. Evet bembeyaz kesilecek ama bu beyazlık senin bahsettiğin anlamda değil. Mutluluktan gözlerinden ışıklar saçılacak. Bu ışıklar her tarafı bembeyaz güneş gibi aydınlatacak.
AYSU             :Sağol annecim. Ama bırakalım bu çiçek tartışmasını. Senin pek sevgili damadında mor beyaz çiçek istiyor.
ANNE             : Kim? Nuri mi?
AYSU             :Yoksa benim bilmediğim başka bir damadın daha mı var anne?
ANNE             :O istiyorsa başka. Vardır muhakkak bir bildiği
ŞULE              :Aşk olsun Şükran Teyze. Şurda benim bir bildiğim yok, ama üç gündür tanıdığın damadının bildiği var öyle mi? Pes vallahi gerçekten pes.
ANNE             :Hadi hadi kıskanmayın damadımı. Onun kadar olun da ondan sonra konuşun. Hem üç gündür değil 6 aydır tanıyorum damadımı. Bir insanı tanımak için de 6 ay yeterli bir süre benim için. Hadi kızım hadi sen de çıkar şu gelinliği. Şimdi gelir nişanlın seni gelinlikle görmesin düğünden önce. Ben de gidip yemeği ocağa koyuyum. (Çıkar)
ŞULE              :Kız sahiden Nuri de mor çiçek mi istiyor.
AYSU             :Yok canım nerde. O benim elinde çiçek olması gerektiğinin farkında bile değil. Sadece annemin inadını kırmak için öyle söyledim.
ŞULE              :Helal olsun sana ha . Benim hayatta aklıma gelmezdi. Daha sabaha kadar tartışabilirdim. Nuri ne yapıyor da bu kadar ailenin sevgisini kazanıyor?
AYSU             :Canım bilmez misin Nuri’yi. Onu tanıyıp da sevmeyen aile mi var.Bir kez temiz yüzlü, son derece saygılı, ve yağ çekmesini iyi biliyor.
ŞULE              :Hakikaten  ha. Bizimkiler de bana seni örnek gösterip duruyorlar. İkide bir “ Bak sen de Nuri gibi bir damat getireceksin bize di mi kızım” diye güya çaktırmadan baskı yapıyorlar.
( Nuri girer)
NURİ              :Biri ismimi mi söyledi yoksa? Neler kaynatıyorsunuz arkamdan bakayım?
ŞULE              :Senin başına daha ne çoraplar örebiliriz diye planlar yapıyorduk.
NURİ              :Öreceğin yeni çoraplar da Aysu gibiyse hepsini peşinen kabul ediyorum.
AYSU             :Hoşgeldin Canım.
NURİ              :Hoşbulduk hayatım. Ne güzel olmuşsun sen böyle.Bence gelinliğin görünen bir tarafına kocaman bir nazarlık takmalıyız. Yoksa seni böyle kıskanç gözlerin önüne çıkarmam vallahi.
AYSU             :Sen nazara inanır mıydın Nuri?
NURİ              :İnanmam ama  yine de tedbiri elden bırakmamak lazım. Ne olur ne olmaz.
ŞULE              :Duyuyor musun Aysu? Az önce ne dedi. Aysu gibi başka çoraplar da kabulümdür dedi.Yani başka bir hatun bulsak hemen üstüne koklayacak seni de bir çorap gibi çıkarıp atıverecek. Bak ben şimdiden söylüyorum yol yakınken vazgeç. Daha düğüne bir hafta var her şey bitmedi Aysu.
AYSU             :Bitmedi di mi. Hatta şimdi bekleyim tam nikah sırasında nikah memuru kabul ediyor musun dediğinde Hayır deyim. Hem bu kullanılmış çorap gibi ortada kalsın, hem de gelenlere seyirlik bir olay çıksın. Yıllarca eşe dosta anlatılsın.
ŞULE              : Hay aklınla bin yaşa kız. Benim nasıl aklıma gelmedi bu cinlik. Daha önce aklımıza gelse davetiyeye bile yazdırırdık.
 ANNE            : Hoş geldin oğlum.
NURİ              :Hoş bulduk  anne. Şunlara baksana anne ya.Arkamdan komplo kuruyorlar.
ANNE             :Yaparlar oğlum yaparlar. Bu kadın kısmından korkacaks..Aaa aaa senin ne işin var burda.Düğünden önce gelin hiç gelinlikle görülür mü oğlum uğursuzluk getireceksiniz. Hiç mi film izlemedin oğlum. Hadi kızlar hadi doğru Aysu’nun odasına çabuk çabuk çabuk.. (Kızlar çıkar) Sen nasıl içeri girdin oğlum ben hiç kapı sesi duymadım.
NURİ              :E kapı açıktı anne .Arada bir hortum vardı, kapı da kapanmıyordu hortumdan.
ANNE             : Ay ben onu tamamen unutmuşum.Kapıcı merdivenleri yıkıyordu. Ooo işi de bitmiştir onun gidip kapıyı kapatayım . (Dışarıdan sesler gelir.) Hah babanlar da geliyor. Niye erken geldi bu adamlar ?Yemek daha olmadı ki.
(İçeri 50’li yaşlarda iki erkek girer.)
YASİN            :Yapmayın yav. Bak sen şu edepsizin yaptığına. Kim bilir kimin peydahladığı elalemin piçini size kakalamaya çalışıyor tövbe estağfurullah.Artık kızının mıdır yoksa başka bir akrabasının mı. Acaba paramı sızdırmaya çalışacaklar? Eee sonra.?
ETHEM           :Sonrası iş dallandı ve karakolda bulduk kendimizi.
ANNE             :Hayırdır inşallah. Ne karakolu Yasin Bey. Karakolda sizin ne işiniz var.Ne konuşuyorsunuz böyle heyecanlı heyecanlı.
YASİN            :Sorma Hanım. Ethem Bey bir anısını anlatıyordu da film gibi vallahi. Geçmiş zaman ama dinlerken bugün oluyormuş gibi heyecanlandım. Dinle bak. Ethem Bey, bir gün İstanbul otogarında otobüse binecekken söylemesi ayıp tuvalete gidiyor. Tam işini bitirmiş giderken yaşlıca bir kadın yanına gelip – Beyefendi rica etsem ben tuvaletten çıkana kadar torunuma bakabilir misiniz diyor. Çıkışta  da ne çocuğu kardeşim benim çocuğum falan yok diyor ve Ethem Beye kakalamaya çalışıyor.
ANNE             :Aaa bak şu edepsizin yaptığına. Kim bilir kimden peydahladığı elalemin p... tövbe tövbe çocuğun ne günahı varsa .. Ay belki kendi çocuğu bile değildir artık kızının mıdır yoksa başka bir akrabasının mı? Acaba para sızdırmaya mı çalışıyordu. Eee sonra?
NURİ              :Babaa ! yine mi aynı hikaye. Çok ayıp oluyor rica ederim.
ETHEM           :Sen karışma benim işime Nuri. Hep böyle yapar bu Yasin Bey çocukluğunda da böyle iki gram sohbet ettirmezdi insana.
YASİN            :Bırak oğlum anlatsın baban. Eee Ethem Bey karakolda ne yaptınız.?
ETHEM           :Sormayın. Ben de polisim desem, kimlik ibraz etsem her şey ortaya çıkacak kadının sahtekarlığı anlaşılacak ama bir türlü söyleyemiyorum..
YASİN            :Neden?
ETHEM           :Kör olasıca muavin bırakmıyor da ondan. İkide bir sallayıp duruyor. –Geldik beyefendi uyanın artık inmeniz gerekiyor diye. Hahahah....
YASİN            : (bozulmuş)Nasıl Yani? Komser Muavini mi?
ETHEM           :Anlamadınız mı Yasin Bey? Otobüs muavini. Otobüste uyurken rüya görmüşüm Hahaha hahah...

( Şule içeri girer)
ŞULE              :Hayrola komik bir şey mi kaçırdık.
NURİ              : Yaa ne demezsin. Babam en az yerli sit-comlar kadar komik bir rüyasını anlattı da  şimdi de esprinin arkasından gülme efekti veriyor.
ETHEM           :Hahah . Bal gibi de komikti işte. Gelinim nerde Şule kızım O da gelsin bir posta da size anlatırım. Hahah
ŞULE              :Lavaboda şimdi gelir.
NURİ              :Şule sizin bir arkadaşınız vardı ya çiçekçi.. Cumhur uzun boylu kıvırcık saçlı.
ŞULE              :Eee  ne olmuş ona?
NURİ              :Bu gün Onu gördüm. Çok selam söyledi. Aysu için papatyalardan  çok güzel bir gelin çiçeği hazırlamış. Kabul ederseniz benim düğün hediyem bu olacak dedi.Aysu’ya söyleme yarın Ona gidecekmişsiniz sanırım .Sürpriz yapacakmış.
ANNE             : E oğlum papatyanın benim bildiğim sarısı olur beyazı olur. Moru olmaz ki. Yeni mi icat etmişler bunu. Tövbe estağfurullah başımıza taş yağacak vallahi.
NURİ              :Ne moru anne moru da nerden çıkarttın? Bildiğin beyaz papatya.Yaprakları beyaz, ortası sarı sapı da yeşil kır papatyası. Ama anne görmelisin gerçekten çok güzel olmuş siz de çok beğeneceksiniz. Bu Cumhur işi biliyor.
ANNE             :Oğlum sen gelin çiçeği mor olsun demedin mi?
NURİ              :Yok annecim bunu da nerden çıkarıyorsunuz. Gelin çiçeği beyaz olur ve saflığı simgeler. Ne öyle evleniyoruz diye morarıyor muyuz canım?
YASİN            :Tabii canım mor gelin çiçeği olur mu hiç.
ETHEM           :Bizim rahmetlinin gelin çiçeği sarı idi. (Aysu içeri girer) Aslında beyaz olacaktı ama rahmetlinin kardeşi bizim baldız yani –o zamanlar 14-15 yaşlarında-bir gün önce oynarken çiçeğin üstüne çay dökmüş. Sonra da ablasına göstermeden lekeyi çıkartmak için lekeli yere çamaşır suyu damlatmış. Çamaşır suyu da çiçeği sarartmış. Tabii olayı daha fazla saklayamamış. Bakmışlar olacak gibi değil bu sefer çiçeğin tamamını çamaşır suyuna yatırmışlar böylece sarı bir gelin çiçeğimiz olmuş. Aslında tam sarı da denemez krem rengi desek daha doğru olur. Yani krem rengiyle sarı arası bir şey işte.
AYSU             :Demek  gelin çiçeklerinden bahsediyorsunuz. Bizim çiçeğimiz de mor olacak  öyle di mi canım?
NURİ              : Yoo ...
AYSU             :(Kaş göz işareti yaparak) Canım hani sen öyle istemiştin ya Şule dergide göstermiş ti de çok beğenmiştin –Bizim düğün çiçeğimiz de mor olsun Aysu’cum demiştin.
NURİ              :Hangi dergide gördük Aysucum. Biz seninle dergiye hiç bakmadık ki. Sen Şuleyle bakıp beğendin ben de onayladım.
AYSU             :Saçmalama Nuri biz birlikte o dergiye baktık ve sen o mor çiçekleri çok beğendin. Düğün stresi hafıza kaybına yol açtı herhalde ?
NURİ              : Aşkım herhangi bir  dergiye birlikte bakmış bile olsak benim mor gelin çiçeği beğenme olasılığım yüzde 1’den bile daha az. Çünkü ben mordan nefret ederim.  Bana hep Rocky filmlerini hatırlatır. Stallone amcam yüzü gözü mor bir şekilde   “Adriiiaaaan Adriiaan” diye bağırmaktadır. Ne kadar iğrenç bir sahneydi öyle di mi hayatım?
ŞULE              : Bu kadar kalın kafalı davranırsan dayak yediğinde bağıracağın bir Adrian’ın olamayacak gibi geliyor bana Nuri? (Nuri’ye kaş göz işareti yapmaktadır)
            (Yaşlılar soran gözlerle etrafa bakarken, Aysu sinirden Nuri’yi boğmak üzeredir. Aysu’yu gören Nuri kırdığı potun farkına varır)
NURİ              :(Anlamaya çalışmaktadır) Ne Ha? Haaaa!!  Sen şeyi diyorsun şeyi.. Dergiyi diyorsun tabiiyaa. Birlikte baktığımız dergiyi. Yani Şule’nin baktığı bizim de baktığımız dergiyi. Ama Aysucum hatırlatmıyorsun ki sende. Desene birlikte baktığımız şu mor çiçekleri beğendiğimiz dergi diye.
ANNE             : Ama oğlum az önce moru hiç sevmem demedin mi gelin çiçeğimiz beyaz olacak demedin mi?
NURİ              :Sevmem Anne. Sevmem de bu mor başka mor.Yani öyle bildiğin morlardan değil. Yani mosmor bişey  değil daha hafif, light bir mor yani Rocky’nin gözüne benzemiyor di mi aşkım?
AYSU             :Yaa Canım hiç benzemiyor. Ama senin gözün morardığında eminim çiçeklere benzeyecektir.
ANNE             :Morun da lightımı olurmuş canım bas bayağı mor işte
YASİN            : Yahu Hanım bizim damat geç anlıyor ama maşallah sen hiç anlamıyorsun. Hadi hadi ben kurt gibi acıktım. Şöyle güzel bir sofra kurun da karnımızı doyuralım. Bahçede yeriz yemeği di mi hanım?
ANNE             : Tabi tabi bahçede yeriz. Ben gidip yemekleri hazırlayım.(Çıkar)
ŞULE              :Ben de size yardım edeyim.(Çıkar)
YASİN            :Buyrun Ethem Bey. Bir şeyler içer miyiz yemekte bahçede güzel gider.
ETHEM           :Vallahi neden olmasın. İki duble rakıya hiç hayır diyemem (Bahçeye çıkarlar)
AYSU             : Tebrik ederim Nuri.Böyle bir aptallığı evliliğimiz boyunca iki kez daha yapman benim için boşanma sebebidir haberin olsun İnanmıyorum ya düpedüz yalancı çıktım sayende.
NURİ              :Asıl ben inanmıyorum hem suçlu hem güçlü. Hem benim hakkımda bir yalan söyle, hem bu yalanı bana söyleme ve beni aptal konumuna düşür,hem bu yalanın sonunda bana hiç istemediğim bir şeyi kabul ettirmeye çalış, üstüne bir de aptallıkla suçla. Aman ne kadar güzel.Ama kabul etmeyeceğim güzel bayan düğünümüzde ne senin ne benim ne vücutlarımızın ne de kıyafetlerimizin herhangi bir yerinde mor olmayacak. Ben morarmak için evlenmiyorum.
AYSU             :Ben morarmak için evleniyorum öyle mi? Doğru morarıyorum resmen sinirden morarıyorum. (Şule girer)
ŞULE              : Şşşşşt çocuklar sesleriniz mutfağa kadar geliyor. Duyan da bir şey oluyor sanacak. Biraz daha sakin kavga edin.
NURİ              :Duydun di mi? Bana emri vakiyle mor gelinlik kabul ettirecek.
ŞULE              : Duydum N’olucak. Hem gelinlik değil gelin çiçeği kabul ettirmeye çalışıyor. Daha doğrusu çalışıyoruz. Çünkü fikir benden çıktı. Ayrıca kabul ettirmeye çalıştığımız sen değil Şükran Teyzeydi. Sen sadece oyunumuzdaki basit bir figürandın ama bir zamanlama hatasıyla istemeden de olsa rol çaldın.
NURİ              :Ne demek ya bu benim de düğünüm..
ŞULE              :Üff uzatma Nuri. Düğün kadın işidir. Kadınlar için icat edilmiştir. Bütün ritüel de kadınlar üzerine döner. Bunu bil ve fazla parazit yapma.
NURİ              : Benim düğünümle ilgili arzularım olamaz mı?
ŞULE              :Onları da oğlunuzun sünnet düğününde tatmin edersin.
NURİ              :Oğlum olacağını da nerden çıkardın?
ŞULE              : Ayy amma uzattın ha Allah söyletti. Hadi bak bahçeden çağırıyorlar seni. Koş babacıklarını bekletme. Bir baba asla bekletilmemeli. Hele iki baba hiç bekletilmemeli. (Nuri çıkar)
AYSU             : (Gözleri dolmuştur) Niye böyle yapıyor Şule ? Adam her geçen gün huysuzlaşıyor.  Benim bildiğim Nuri asla böyle şeyler yapmaz. Hele çiçeklerle hiç ilgilenmez. Şimdi işi inada bindirecek görürsün
ŞULE              :Ayy Aysu sen çok farklısın sanki. Önce kendi huysuzluğuna baksana sen. İkinizi de düğün stresi sardı. Havadan nem kapıyorsunuz. Düğün bitsin geçer.
AYSU             :Geçer di mi?
ŞULE              :Geçer geçer sen hiç merak etme . Mehtapları hatırlamıyor....(Kapı çalar
AYSU             : Ben bakarım(Kapıyı açmaya gider. Kapı sahnenin kenarındadır. Seyirci kapıyı görür)
AYSU             : (Kapıyı açar birkaç saniye ağzı açık kalır) Yavuz??!!!
YAVUZ          : Hayır yıllar önce kaybolan ikiz kardeşi.
AYSU             : (Kapıyı kapatır) Şuleee, Şuleee
ŞULE              : Efendiim
AYSU             : Çabuk buraya gel çabuk.
ŞULE              :Ne var ne bağırıyorsun?
AYSU             : Kapıda tıpkı Yavuz’a benzeyen biri var
ŞULE              :Bundan niye bu kadar etkileniyorsun ki? Sen evleniyorsun kızım. Geçmişe bir sünger çek artık.İki kavga ettiniz her yerde Yavuz’u görmeye başladın.
AYSU             : Anlamıyorsun ya. Aynı Yavuz gibi konuşuyor, O’nun gibi espri yapıyor. İnanmıyorum  aynı tarz ya!
ŞULE              :Peki kim canım bu? Tüpçü falan mı? (Kapıyı açar) Yavuuzz??!!!
YAVUZ          :Merhaba Şule . Demek sen de beni tanıdın hatırlanmak güzel şey. Eee şey bir sakıncası yoksa içeri girebilir miyim? Aysu biliyorum bütün olanlardan sonra birden ortaya çıkıp içeri girebilir miyim demem çok aptalca ve ve....
ŞULE              :Küstahça .
YAVUZ          : Öyle de denebilir. Ama şu an içeri girmem gerekiyor. Çünkü bilmediğin çok şey var sana anlatmam gereken ve sana tahmin edemeyeceğin kadar çok ihtiyacım var.
ŞULE              :Aysu evleniyor..
YAVUZ          :Neee? Şşşey t-tabii evlenecek bu onun en doğal hakkı.Bunları içerde konuşsak kapı önünde pek hoş kaçmayacak hem benim de anlatacak şeylerim var.
ŞULE              :Anlamıyorsun Yavuz. Düğün iki hafta sonra ve Aysu’nun ailesi nişanlısı, nişanlısının ailesi hepsi burada. Asıl senin içeri girmen hiç hoş kaçmayacak. Şimdi kaybol.
(Konuşmaların son kısmını duyan anne içeri girer)
ANNE             : Kim geldi kızlar ne bağırıp duruyorsunuz. Merhaba evladım hoş geldin.Ben Aysu’nun annesiyim Şükran.
YAVUZ          : Ben de Yavuz Efendim Aysu ile Şulenin arkadaşı çok memnun oldum
ANNE             : Uzun yoldan geliyorsun herhalde gir içeri de bir soluklan. Biz de tam sofraya oturmak üzereydik yoldan geliyorsun açsındır.
YAVUZ          : Eksik olmayın efendim. Size afiyet olsun rahatsız etmeyim.
ANNE             : O nasıl laf öyle evladım rahatsızlık mı olurmuş. Kızlarımın arkadaşlarının başımın üstünde yeri vardır. Şule de benim kızım sayılır. Yemekleri de birlikte yaptık di mi Şule?
AYSU             :Anne Yavuz’un çok önemli bir işi varmış düğüne de gelemeyecekmiş Onu haber vermeye gelmiş.
ANNE             :Hadi hadi olmaz öyle şey gir içeri oğlum. Şule sen yolu göstersene Yavuz’a.
AYSU             : (Annesine fısıltıyla) Anne ne yaptığını sanıyorsun sen.
ANNE             :Şşşşt anlamadı sanma beni. Konuşmalarınızı duydum.Bunda çekinecek bir şey yok kızım. Şule’ye de söyle utanmasına gerek yok. Eee Onlar da sizin gibi ciddi mi bari?
AYSU             :Nee?
ANNE             :Kızım bana çocuk muamelesi yapmayın. Bu çocuk Şule’nin erkek arkadaşı değil mi?
AYSU             : Yaa öyle. Yeni tanıştılar ama ciddi sayılırlar.
ANNE             : İsmi ne demiştin Yavuz mu? Senin de eskiden bu isimde bir arkadaşın vardı değil mi.? Neyse içeri girelim ayıp olacak.
 (İçeri girerler)
ANNE             : Kusura bakmayın evladım. Bazen gençler yaşlılardan daha tutucu oluveriyorlar. Yolculuk nerden böyle?
YAVUZ          : Alanya’dan Efendim.
ANNE             : Hımm tatilden demek?
YAVUZ          : Hayır Efendim. Ben orada bir otelin muhasebe şefiydim.

ANNE             :Aman ne güzel . Şule’yle de otelde tanıştınız herhalde?

YAVUZ          : Hayır efendim çok daha eskilerden.
AYSU             : Yani Yavuz Şule’yi çok eskilerden beri tanıyormuş. O da bizim okuldan mezun. Ama resmi olarak yeni tanıştı sayılırlar. (Yavuz ile Şule’ye kaş göz işareti yapar) Daha ilişkileri bir aylık.
ANNE             :Allah tamamına erdirsin. Sizi de inşallah Aysu ile Nuri gibi..Neyse hadi yemekler soğuyacak.Bahçeye gidelim. Şule kızım sen sofraya bir tabak daha koy.
AYSU             :Gerek yok anne. Yavuz tokmuş. Hem ben de yiyemeyeceğim. Midem bayağı tuhaf bişeyler yersem çıkarırım.
ANNE             : Olur mu kızım . Yemeseniz de sofraya gelin hep beraber oturup sohbet edelim.
AYSU             :Yemekten sonra sohbet ederiz. (Annesine yaklaşır fısıltıyla) Benim biraz Yavuz’la sohbet etmem gerekiyor. Şule’yle biraz sorunları var da.
ANNE             : Anladım .
ŞULE              :Şey Aysu’cum Yavuz’u Nuri ile nasıl tanıştırıcaz?
ANNE             :Nasıl yani?
AYSU             :Tabi ya . Annecim Nuri’ye Yavuz’dan bahsetme.
ANNE             :Niye?
AYSU             : Bilirsin Şule’yi kardeşi kadar sever ve henüz bu ilişkiden haberi yok. Ben alıştıra alıştıra söylerim. Sen haberin yokmuş gibi davran.
ANNE             : Tamam kızım sen hiç merak etme (Çıkar)
ŞULE              :Ben de çıkıyım bari. Sizin konuşacaklarınız vardır şimdi           (Çıkar)
AYSU             : Şimdi söyle bakalım. Ne işin var burda? Birden bire niye çıktın ortaya? Ne istiyorsun?
YAVUZ          : Bizi. Bizi istiyorum Aysu.
AYSU             : Yavuz çıldırdın mı sen? Bütün yaşanan ve yaşanamayanları unuttuğunu varsayıyorum az önce Şule’nin  dediklerini duydun; ben evleniyorum. Ya da evlendiğimi unut bütün olanlardan sonra ne yüz ve cesaretle karşıma geçip seni istiyorum diyebiliyorsun. Dua et şu an yalnız değiliz yoksa  yoksa  bütün hırsımı bir anda çıkarırdım senden ..
YAVUZ          :Yapma Aysu aradan tam dört yıl geçti birbirimizin sesini bile duymadık. Bu kadar kin dolu olamazsın. Başımdan neler geçtiğini bilmiyorsun. Bu süreç nasıl geçti, neler yaşadım,ne oldu da biz böyle olduk bunları bilmeden hüküm vermen ikimiz için de yanlış olur.
AYSU             :Yanlışsınız bayım neler yaşadığınızı biliyorum.  Okul bitti ve siz  bir ilişkiniz olmasına rağmen çalışmak için Antalya’ya gittiniz. Sonra mektuplarınız gelmemeye telefonlarınız azalmaya başladı. Zaten az olan telefon görüşmelerimizde konuşmamaya başladınız. Neler oluyor diye çalıştığınız otele geldiğimde güzel resepsiyonistinizle bir ilişkiniz olduğunu öğrendim. Ve  aldığım haberlere göre de bir yıl sonra muhteşem resepsiyonistinizle evlenmişsiniz. Eminim şimdi çocuklarınız da olmuştur. İsimleri ne dur tahmin edeyim. Kızın ismi Zuhal, oğlanın ismi Murat . Ah yoksa anneleri başka bir isim mi beğendi. Ne de olsa O daha çok isim biliyordur. Öyle değil mi?
YAVUZ          :Sakin ol Aysu. Artık evli değilim çocuğum falan da yok .
AYSU             :Hah şimdi anladım. Karın seni terk etti. Sen de kırılan kalbini onarmak için eski kırığın Aysu’ya geldin öyle mi. Ne düşündün “Aysu’ya gidiyim biraz egomu tatmin edeyim. O beni reddedemez. Ne de olsa dört yıl önce peşimden Antalya’lara kadar gelmişti. Biraz kendime geldikten sonra terk eder yeni bir resepsiyonist bulurum. Yoo yo bu sefer ki kat görevlisi olsun resepsiyonistlerden ağzım yandı bir kere” Hayır Yavuz’cum yanıldın hadi artık beni daha fazla strese sokma ve kaybol hayatımdan.
YAVUZ          : Yeter Aysu. Bir kere de beni dinle. Bütün bu hakaretleri  göze alarak geldiğime göre dinlenilmeyi hak ediyorum sanırım. Evet haklısın çok büyük eşeklik, salaklık, ahmaklık, aptallık ya da nasıl tarif ediyorsan onu ettim. Çok bunalmıştım, yalnızdım, sen okul bitirmeyle uğraşıyordun, yeni bir yerde yeni bir hayat kurmaya çalışıyordum. Nevin tam bu sırada ben ne olduğunu anlamadan hayatıma girdi. Sen oradaki ortamı bilmiyorsun. 24 saat aynı yerdesin izin günlerin bile aynı yerde geçiyor. Ve bazen hayatının kontrolünü elinde tutamıyorsun. Bu da öyle bir andı. Ben ne yapacağımı nasıl bu işin içinden sıyrılacağımı düşünürken sen huzursuzlandın ve Antalya’ya geldin. Ne olduysa ondan sonra oldu.Ben Nevin’le ilişkimi nasıl noktalayacağımı düşünürken birden seninle ilişkim noktalandı. Olaylar iyice kontrolümden çıkmaya başladı. Nevin bu  olay üzerine ilişkiyi haddinden fazla önemsedi. Ailesi işin içine girdi ve ben ne olduğunu anlamadan kendimi nikah masasında buldum.
AYSU             : Ne bu bir nevi günah çıkarma mı?
YAVUZ          : Nasıl istiyorsan öyle adlandır. Ama evliliğimiz ilk günden itibaren senin gölgende kaldı. Bir gün bile çift olamadık. Lunaparka gitmedik, geceler boyu yürümedik, birbirimizi aptalca savunmadık, coşkuyla sevişmedik ama kavga ettik. Hatta hep kavga ettik. Sık sık kavga ettik. Ve senin yüzünden kavga ettik. Nevin benimle nikahlansa bile bana sahip olamadığını biliyordu. Beni seninle paylaşmak duygusu Onu çıldırtıyordu.Beni de seninle hiçbir şeyi paylaşamamak çıldırtıyordu. Biz iki çılgın sürekli kavga ediyorduk.Ben hep senindim Aysu. Beni senden koparamamak  ise Nevin’i ölümü bile göze alacak kadar hırslandırıyordu.
AYSU             : Eee sonra?
YAVUZ          :Daha fazla dayanamadım Aysu Onu terk ettim.  Yaşamımı eski güzel günlere döndürmek istiyorum Aysu. Seninle olan günlere. Her şeye boş verdiğimiz birbirimiz için yaşadığımız o günlere. Bütün planım hazır Aysu. Kanada’ya gideceğiz. Orada benim çalışacağım otel bile hazır. Sen de Türkiye’den gelen öğrencilere İngilizce öğretirsin.Sıfırdan bir hayata başlarız yeniden.(Nuri içeri girer.Aysu ile Yavuz fark etmemiştir) Her şeyi senin için yaptım Aysu işimi bıraktım. Kanada uçak biletleri bile hazır iki  kişilik. Bir düşün Montreal, Vancouver. Gerçi biraz soğuk ama sen zaten sıcağı fazla sevmezsin.
NURİ              :Aysu neredesin hayatım merak ettim. (Yavuz’a) Merhaba hoş geldiniz ben Nuri Aysu’nun nişanlısıyım.
YAVUZ          :Memnun oldum ben de Yav...
AYSU             :Yağmur. Yağmur..Şule’nin kuzeni. Çok eskiden beri tanışırız. Beni çok sever.
YAVUZ          :Peki bu Kanada olayı nedir?
AYSU             : Haa o mu. Şey Yağmur’un seyahat acentası var da. Bize düğün hediyesi olarak  Kanada’da bir haftalık tatil vermeyi düşünüyor. Ben de reddediyorum. O da beni ikna etmeye çalışıyor.
NURİ              : Çok naziksin Yağmur. Ama Aysu haklı böyle büyük bir hediyeyi kabul edemeyiz. Zaten biz balayı planımızı yaptık. 15 günlük bir doğu gezisi yapacağız. İkimiz de oralara hiç gitmedik. Ama doğunun otantik havasını ve doğal güzelliğini biliyoruz. Böyle sakin bir gezinin çok romantik olacağını düşünüyoruz   Değil mi sevgilim. Hem  Öteki Türkiye’yi de tanımak gerekiyor  diye düşünüyorum .Biz batıda Türkiye gerçeğinden uzak kaldık öyle değil mi. Sen nerede yaşıyorsun?
YAVUZ          :Alanya’da yaşıyorum. Ama işim gereği Tüm Türkiye’yi gezdim. Bana kalırsa aradığınız romantizmi bulamayacaksınız.
NURİ              : Ellerimi yıkayım daha ayrıntılı konuşalım. Bir seyahat acentası sahibinin tavsiyelerini ciddiye alırım. Ama söylediğim gibi tek aradığımız romantizm değil. (Çıkar)
YAVUZ          :Müstakbel kocan da çok duyarlı takılıyor herhalde?
(Yasin Bey hızla içeri girer. Yavuz ve Aysu’yu görünce birden durur şaşırmıştır. Tuvalete gideceği için sıkıntılıdır)
YASİN            :Aysu sen niye yemeğe gelmedin kızım.  Hoş geldin evladım. Sen de bizimkilerin arkadaşısın herhalde? Geldiğini hiç duymamışız bahçede. Ben Aysu’nun babasıyım.
YAVUZ          :Memnun oldum efendim ben de şey Yağmur.
AYSU             : Yavuz . Yani Yavuz da biz arkadaşlar ona Yağmur deriz.
YASİN            : Ne fark eder canım ikisi de Ya ile başlıyor nasıl olsa. Ben de Yasin ama rahmetli dedem Yahya derdi Heheheh. Şimdi izninizle lavaboya gidebilir miyim?
AYSU             : Biraz bekle baba. Nuri var içerde.
YASİN            : Hay Allah. Eee peki sen ne iş yapıyorsun oğlum. Sen de öğretmen misin.? Bizimkiler gibi...Sonra cevap verirsin oğlum ben dayanamıyorum.. Damaaat biraz çabuk ol oğlum.(Çıkar)
YAVUZ          : Karar ver Yavuz muyum Yağmur mu?
AYSU             :Annem seni Yavuz olarak tanıdı. Babama muhakkak senin Yavuz olduğunu çıtlayacaktır.
YAVUZ          :Annen biraz sonra Nişanlının yanında da Yavuz diyecek bana.Hem Ona niye Yağmur diye tanıttın.
AYSU             :Bil bakalım neden Canım.Seni tanımasa da Yavuz ismine karşı aşrı hassas. Durduk yerde adamı işkillendirmek istemedim. Pek de durduk yerde değil ya. Şule’nin bir sevgilisi olmadığını bilecek kadar da yakın arkadaşlar. O yüzden de kuzeni dedim.
YAVUZ          : O kadarını anladık aptal değiliz.
(Nuri girer)
AYSU             : Allahım nelerle uğraşıyorum ya.
 (Şule ve Anne  sofrayı toplamaktadırlar ellerinle tabaklarla sahneden geçerler Şule önden hızlı geçer Anne daha geride kalmıştır.)
NURİ              : Eee anlat bakalım kuzen Doğu’da  ne bizim romantizmimizi bozacak? Çöpte ekmek arayan çocuklar  mı, ter kokan erkekler mi?
ANNE             :Ay Şule’nin şeysi senin kuzenin mi oluyor Nuri?
NURİ              : Yok anne Şule’nin kuzeni de  o yüzden ben de kuzen dedim. Şule kardeşim gibidir ama aramızda kan bağı yok.
(Aysu annesine kaş göz işareti yapar)
ANNE             :Haa ben birden şey sandım da şey yani , hani Şule’nin şey sen kuzen deyince aman ne biliyim siz gençlerin işine akıl sır ermez zaten (çıkar)
NURİ              :Annen de bazen aşırı saf oluyor Aysu
YAVUZ          :Yaşlı kadın canım, anlayışlı olmak lazım.
AYSU             :Annemi çekiştirmek size mi kaldı beyler. Siz kendi saflığınıza yanın.
YAVUZ          :Pardon Aysu. Bahsettiğin Türkiye gerçeklerinin pek romantik olduğu söylenemez.Hele balayı için. Balayı insanın bütün bir ömre umutla bakacağı enerji depolayacağı ve tabii harcayacağı tatlı bir mola olmalı bence. İlle de Doğu diyorsanız Uzak Doğu ya da Dubai gibi Orta Doğu’dan bir tatil mekanı olabilir.
NURİ              :Belki farkında değilsin ama biz ikimiz de devlet için çalışan birer öğretmeniz. O dediğin yerlerde bırak tatili, bir kişilik uçak bileti bile nerdeyse maaşımızdan fazladır. Hem bizim geleceğe umutla bakmamız için 5 yıldızlı otellere, lüks tatil yörelerine ihtiyacımız yok. Sen merak etme.
(Ethem Bey içeri girer)
ETHEM           :Yahu Yasin Bey de bir gitti gelemedi maşallah.Şurda iki duble rakı içecektik. Tek başına da gitmiyor ki meret
NURİ              :Gel baba gel Şule’nin kuzeniyle tanış. (Yavuz’a) Babam da Antalya’da komiserdir. Belki tanışık bile çıkarsınız.
(Yavuz birden bembeyaz kesilir. İfadesi değişir korkuyla karışık hastalıklı bir hal alır)
AYSU             :Yavu..mur n’oldu neyin var?
YAVUZ          : Tansiyonum düştü herhalde.Biraz bahçeye çıkıp hava alsam iyi olacak. İzninizle (çıkar)
AYSU             :Ben de bir bakıyım bir şeyi var mı? (Çıkar)
            (Yasin Bey girer)
YASİN            :Ohh be dünya varmış. Kusura bakmayın Ethem beyciğim. Bu bağırsaklar bela oldu başıma vallahi. Kime gittiysek bir çare bulamadı. Söylemesi ayıp ama efendim İnanmazsınız üç gün hiçbir şey çıkmıyor patlayacağım sanıyorum. Dördüncü gün  işte böyle bir geliyor tutabilene aşk olsun. Çeşme gibi maşallah.
ETHEM           :Sizinki de iyiymiş birader. Haftada iki kere toptan hehehh zamandan tasarruf vallahi. Neymiş yolu bize de öğretin de hela da boşu boşuna zaman öldürmeyelim bari heheheh.
YASİN            :Yok mirim yok öyle öğrenilecek bir şey değil. Dosta ırak, düşmana yakın dursun. Beklemesi ayrı dert çıkarması ayrı..
NURİ              :Ben de çıksam mı dışarı
YASİN            :Çık oğlum çık. Sakın tutma içinde . Sonra benim gibi müzmin kabız olursun alimallah.Sonra bir de bizim kız suçlar seni bir giriyorsun çıkmıyorsun diye. Misafir nerde?
(Aysu ve Yavuz girerler)
Hah geldiler işte. Ethem Bey Yağız’la tanıştınız mı?
AYSU             : Yağız mı?
(Anne girer)
ANNE             :Yavuz oğlum Şule kahve yapıyor nasıl içersin?
NURİ              : Yavuz mu?
YAVUZ          : (Ethem’e ) Efendim ismim Yağmur.
ANNE             :Yağmur mu?
AYSU             : Annecim Yağmur sade içer kahvesini hadi gel gidelim bizde Şule’ye yardım edelim.
ANNE             :Ne Yağmuru kızım az önce Yav...
AYSU             :Asit yağmuru anne içerde konuşuruz hadi.
ANNE             :Bir kahve yapmaya da üç kişi gitmez ama neyse, çekiştirmesene kızım aaa!!  (Çıkarlar)
ETHEM           :Maşallah evlat sende de amma bol isim varmış.Biz ne diye hitap edelim sana benim kafam karıştı biraz.
YAVUZ          :Fark etmez efendim. Hepsi de Ya ile başlıyor nasılsa . Yasin demediğiniz sürece ben anlarım. Ama bugünlerdeki favorim Yağmur.
ETHEM           :Oğlum  tanışık çıkarsınız belki  dedi ama nereden birbirimizi tanıyabileceğimizi söylemedi. Antalya ile ilgili sanırım yanılıyor muyum?
NURİ              :Yağmur da Antalya’da yaşıyormuş baba. Bir seyahat acentası varmış.
YASİN            : Demek sen öğretmen değilsin ha? En iyisi en iyisi oğlum. Bu devirde kendi işini yapacaksın. Hele turizm en karlı sektör valla. Öyle değil mi Ethem Bey? Gerçi siz daha iyi bilirsiniz içinde ama..
ETHEM           : Öyle öyle. İşini tutturursan iyi para var bu turizm işinde. Senin acenta hangisi Yağmur. Hemen hepsini tanırım ama seni çıkaramadım.
YAVUZ          :Benim ki Alanya’da tanımazsınız.
ETHEM           :Alanya’da mı? Sen Anka’nın ortağısın o zaman. Alanya ‘da başka acenta yok.
YAVUZ          : (Tam hayır diyecekken Alanya’da başka acenta olmadığını duyunca kıvırır)Yaa Anka güzel isim değil mi? Zümrüd-ü Anka yani masallardaki gibi..
ETHEM           :Güzel güzel. Ben orayı Gürdal’la Serhan’ın sanıyordum demek bir ortakları daha var ha. Hiç bahsetmediler senden. Ben de hiç görmedim seni o kadar da gidip gelirim.
YAVUZ          :Bir de ben varım işte. Ben daha çok in comingle uğraşıyorum. Yani Türkiye’ye turist getiriyorum . Daha çok yurtdışındayım yani. Ben zaten küçük ortağım. Pek ismim geçmez.
YASİN            :En iyisi seninki oğlum. Öğretmenlikte falan para yok artık. Eskidenmiş devlet memurunun adam sayıldığı günler. Artık ne varsa özelde var, ticarette var.
NURİ              :Ne yani baba biz adam sayılmıyor muyuz şimdi?
YASİN            :Yok oğlum estağfurulah öyle demek istemedim şey yani.. Hepimiz memuruz burda..
YAVUZ          :Sanırım Yasin Bey devlet memuruna üç otuz para veren hükümetlere bir gönderme yapıyor yanılıyor muyum?
ETHEM           :Haklısın evlat haklısın. Eskiden devlet memurunun bir ağırlığı,asaleti vardı. Şimdi nerdee? 
(Anne, Aysu ve Şule içeri girerler.Şule’nin elinde kahve tepsisi vardır. Şule öndedir, anne ve Aysu bir adım arkada fısıldaşarak geliyordur)
ŞULE              :Kahveler geldi. Ethem Amca şu öndeki iki fincan sade, biri senin için diğeri Yağmur için.
ETHEM           :Elinize sağlık sen mi yaptın Şule kızım?
ANNE             : Evet Ethem Bey Şule kızım yaptı.Eh artık Aysu’nun kahve yapma sırası geçti. Sıra Şule’de.
ŞULE              : Diğer sadeyi de sen al bakalım kuzen de kalanları rahat dağıtayım. NURİ                   :Hayrola anne Şule’ye de koca aramaya mı başladık.
YAVUZ          :Sağol Şulecim.
ŞULE              :Rahatça al Yasin Amca kalanların hepsi orta şekerli.
YASİN            :Berhudar ol kızım. Hem sen Şükran Teyzene bakma. O konuşur hep böyle.
ANNE             :Eee  anlat bakalım Yağmur (yağmuru bastırarak söyler)oğlum Alanya’da nasıl gidiyor işler, hangi otelde çalışıyorsun?
YASİN            :Ne oteli hanım?
ANNE             : Yağmur  Alanya’da bir otelin muhasebe şefiymiş Yasin Bey.
AYSU             :(Panikle) Yağmur çok yorulmuş. E kolay değil Taa Alanya’dan geldi. Biraz dinlenmeye ihtiyacı vardır. Oteline yerleşmek istiyormuş. Değil mi Yağmur?
ANNE             : Aaa kızım ayıp vallahi senin yaptığın. Dur biraz çocuk kahvesini içsin bari. Ne öyle kovar gibi üstüme iyilik sağlık. Sen bakma Ona oğlum. Bazen tutar böyle dengesizlikleri. Kime çektiyse. Otur oturduğun yerde. Gitmek istediğin vakit Yasin Amcan bırakır seni gideceğin yere.
YAVUZ          :Teşekkür ederim efendim ama Aysu haklı. Çok yorgunum ve biraz dinlenmeye ihtiyacım var.  Şimdi gitmem her açıdan iyi olacak.. Yarın yine uğrarım.
NURİ              :Nasıl yani? Şule kuzenini otele mi göndereceksin? Neden burda  kalmıyorsun? Burası artık tamamen Şule’nin evi sayılır. Biz misafiriz. Değil mi sevgilim?
ŞULE              :Şeyy ...
ANNE             :Evladım kalacak yerimiz mi var. Yoksa göndermeyiz elbette.
NURİ              :Şule’nin odasında kalır.
ANNE             :Olur mu canım. Evlenmeden olmaz. Yani kuzeni dediysek şey yani. 
AYSU             :Canım adamın turizm acentası var. Oteller evleri gibi. Hem test edecek hem kalacak.
ANNE             :Tabii canım adamın evi zaten otel. Bütün yıl otelde kalıyordur o. Dimi oğlum? Buralarda rahat edemez. Ama evlendikten sonra eder. Yani şey nikahta keramet vardır derler ya öyle bir şey yani..
YAVUZ          :Doğru benim gitmem lazım. Hem kalacağım oteli bile ayarladım. Beni bekliyorlar. Haftaya bir grup getiricem buraya da oteli de test etmem lazım.
NURİ              : Hangi otelde kalacaksın?
YAVUZ          : Hangi Otel mi? Şeyy . Hangi otel olacak canım tabiiki Büyük Otelde.
AYSU             :Antik Otel demek istedin heralde?
YAVUZ          :Yok canım. Koskoca grubu Büyük Otel’den başka nerede ağırlayabilirim Aysu?
NURİ              :Büyük Otel el değiştirdi. Orası artık Antik Otel:
YAVUZ          : Antik Otel mi? Tabii yaa. Ben de biliyorum Antika yani Antik olduğunu da bizim ağzımız alışmış tabii bir kere. Hemen de değişmiyor. Yani yılların Büyük Oteli bir anda Antika olmuyor, olamıyor... Neyse ben gideyim artık.
ETHEM           :Dur bakalım delikanlı. Hiçbir yere gitmiyorsun. Birileri bana neler olup bittiğini açıklasın. Esrarengiz olaylardan hiç hoşlanmam. Sen kimsin? Yağmur mu, Yavuz mu? Yağız mı? Ne iş yapıyorsun Otelde muhasebeci misin? Turizm acenten mı var? Anka’nın sahibiysen niye hiç ismini duymadım? Şule’nin kuzeniysen niye otele gitmek istiyorsun? Hem de saat daha dokuz bile olmamışken, kahveni bile içmemişken, hatta şurada iki lafın belini bile bükmemişken. Kusura bakma evlat ama bunları açıklayıp öyle git. Yoksa sabaha kadar uyuyamayacağım..
YAVUZ          :Tabii bunların hepsi güzel sorular ve (zil çalar ve anne kapıyı açmaya gider) tabii ki hepsinin de mantıklı bir açıklaması var. İsterseniz ben bunların hepsini size yarın ayrıntılı.........
(Anne ve Mesut içeri girerler. Mesut ,Aysu’ ile Yavuz’un eski arkadaşıdır Şule’ye asılmaktadır)
MESUT           : Anaa!!! Yavuz! Aysu! Nuri! Şule?
AYSU             :Benim başım dönüyor..(Kanepeye yığılır)
                        (IŞIKLAR SÖNER)

(Ertesi gün Aysu ve Şule salondadır. Anne mutfaktadır)

ŞULE              :Sen manyaksın kızım  nasıl akıl ettin, ne cesaret yaptın? Ya biri anlasaydı numaradan bayıldığını?
AYSU             :Salak salak konuşma Şule. Nereden anlayacaklar, ailede doktor mu var? Hem o an ne yaptığımı biliyor muydum. Nuri’nin babası Yavuz’u sorguya çekmeye başladığında keşke şu an bayılsam da olanları görmesem diye içimden geçirdim. Mesut gelip de işleri iyice sarpa sardırınca Aysu dedim bayılmaktan başka çaren yok ha gerçek ha numaradan ne fark eder ki.
ŞULE              :Allahtan Yavuz pası iyi aldı da karambolü değerlendirip kaçtı. Ne istiyormuş o deli? Böyle birdenbire niye ortaya çıkmış.?
AYSU             :Off Şule! Öyle gereksiz bir zamanda öyle gereksiz bir sebeple ortaya çıktı ki. Yani bu kadar stresin içinde en son ihtiyacım olan şey Yavuz stresiydi. Beyefendi ayrılmamız bir hataydı, ben seni hep sevdim, kazara evlendim diyor.
ŞULE              :Bunu söylemek için gelmedi herhalde?
AYSU             : Karısıyla evlendikleri günden beri evliliklerinde benim gölgem varmış sonunda dayanamamış karısından ayrılmış ve bana gelmiş.
ŞULE              :Nasıl olacakmış bu iş? Ay Nuri duysa bunları vurur vallahi çocuğu.
AYSU             :Hayır bir de o kadar emin ki kendinden. Kanada’ya gidelim diyor. Orada kendine de bana da iş ayarlamış. Uçak biletlerini bile almış Şule..
ŞULE              :Kanada mı? Aaaa deli ye bak yaa. Harbi deli bu çocuk. Hoş Kanada fikri de kulağa hoş gelmiyor değil hani.
(Aysu ters ters bakar Şule’ye)
ŞULE              :Sadece kulağa canım, yani hoş bir fikir değil tabii... Aysu Yavuzla konuşsam senin yerine beni götürse Kanada’ya.madem uçak biletlerini almış yanmasın biletler diye. Sana bulduğu işi de ben yaparım. Yavuz’a da hiç ayak bağı olmam vallahi.
AYSU             :İyi sonra aranızda bir de ilişki başlasın gel keyfim gel. Azdın kızım sen azdın.
ŞULE              :Ne var , başlarsa başlar sana ne? Hem Şükran Teyze de sevgili olarak biliyor nasılsa bizi..
AYSU             :Hayır canım en yakın arkadaşımla eski sevgilimi bir arada görmek  hiç hoşuma gitmez. Sen zevzekliği bırak da bu durumun içinden nasıl çıkacağımızı düşün. Bizimkiler  gelmeden bir çözüm bulmalıyız. Ay şansımız yaver gitti Allahtan. Ya  mutfak dolapları bu gün takılmasaydı. Sabah sorgu sual başlayacaktı. Hiç olmazsa şimdi düşünme şansımız var.
ŞULE              :Çözüm basit. Adı Yağmur Yavuz diyeceğiz, Şükran Teyze yanlış anlamış aslında acentesi var diyeceğiz. Yavuz’u da arayacaksın bu iş olmaz diyeceksin. Artık karısına mı geri döner başka birini mi bulur  kendi bileceği iş. Ama bana kalırsa Eski bir arkadaşını alıp Kanada’ya gitsin orada Kendine Kanadalı bir sevgili bulsun derim.
AYSU             :Şulee
ŞULE              :Ayy tamam canım yemedik Yavuz’unu. Hem adamı istemiyorum diyorsun hem de kıskançlık tripleri yapıyorsun.
AYSU             :Kıskançlıkla ilgisi yok.
ŞULE              :Ya neyle ilgisi var?
AYSU             :Üff istemiyorum yaa. Seni Yavuz’la birlikte düşünmenin şakası bile iğrenç geliyor.
ŞULE              :Bana bak sen Yavuz’a karşı bir  şeyler hissetmiyorsun değil mi?
AYSU             :Elbette hissetmiyorum. Ama yani o zaman ki yanlış anlamalar olmasaydı şu an her şey farklı olurdu.
ŞULE              :Nasıl yani?
AYSU             :Yanisi eğer Yavuz hayatımdan çıkmamış, ya da hiç girmemiş olsaydı. Benim Nuri’ye aşık olma olasılığım var mıydı acaba? Ve ben düne kadar olaya hiç bu açıdan bakmamıştım.

ŞULE              :Kızım sen Nuri’yi sevmiyor musun?

AYSU             :Seviyorum hem de her şeyden çok.
(Kapı çalar)
ANNE             :  (İçerden)Ben bakıyorum kızlar
ŞULE              :Planımızı unutma .Ayy Yavuz’u aramadık. Sen hemen git ara da gelmesin.
AYSU             : Ben de telefonu yok ki.(Anne, Mesut ve Yavuz içeri girerler Aysu donup kalmıştır)
ANNE             :Kızlar bakın kimler gelmiş.
MESUT           :Merhaba kızlar...
YAVUZ          :Merhaba Aysu, (Şule’ye) Merhaba canım nasılsın görüşmeyeli. Ben dün geceden beri çok özledim seni.
ŞULE              :(Muzip bir gülümsemeyle) Ben de seni çok özledim hayatım. Biz de şimdi Aysu’yla bizim geleceğimizi konuşuyorduk.
MESUT           : (Sıkıntılı bir ifadeyle) Abartmayalım arkadaşlar. Heheheh.(Yavuza fısıltıyla) Oğlum sen kendi işini hallet ben kendi işimi. Tiyatro çevirmenin manası yok..
ANNE             : Tekrar hoşgeldiniz çocuklar. Nuriler de birazdan gelir. Siz oturun ben şimdi çay yapıyorum hep beraber içeriz. (Mutfağa doğru yönelir, Aysu’da Yavuz’un üstüne yürür, Anne geri döner Aysu hemen hareketini değiştirir.) Oğlum kusura bakma dün Ethem Bey için. Birazı bizim kızın şaklabanlığı. Neymiş efendim Yavuz isminde eski bir arkadaşı varmış da Nuri kıskanırmış da falan filan. Seni de dün zor durumda bıraktı. Aslında damadım pırlanta gibidir hiç öyle anlamsız kıskançlıklar yapmaz ama işte.
AYSU             : Annee!!
ANNE             : Ne var annee!? Haksız mıyım. Çocuğu da maymuna çevirdiniz tövbe tövbe. Kusura bakma oğlum. Eh birazı da Ethem  Bey’in densizliği. Mesleğinden geliyor herhalde sorgulamaya alışmış hhehehehe.Oysa ne gereği var değil mi Mesut oğlum; sana ne.
MESUT           :Yaa sana ne.
ANNE             : Bir de nerden çıkardıysa turizm acentesini.
AYSU             : Anne Allah aşkına çay yapsana sen. Şimdi babamlar gelecek.
ANNE             :Aaa terbiyesize bak sen yapsana. Annesiyle nasıl konuşuyor. Eşşek kadar oldun bari misafirlerin önünde yapma.
ŞULE              : Şükran Teyzecim, Yavuz’la Mesut birazdan gidecekler de Aysu ile konuşmaları gereken bir konu varmış.
YAVUZ          : Yoo bir yere gitmiyoruz. Hem ben Aysu’nun çayını çok özledim. Onun demlediği çayı içmek isterim.
MESUT           : Evet bir yere gitmiyoruz.
AYSU             : Hayır gidiyorsunuz. Annecim lütfen kusuruma bakma biraz gerginim de hadi benim tatlı annecim.
ANNE             : Peki peki.(Fısıltıyla) Sırf misafirlerin hatırına Aysu. Ama bana bütün bunları açıklayacaksın.
AYSU             : Tamam annecim tamam. Bir süre de içeri gelme n’oluur ( Anneyi çıkartır)
AYSU             : Deli misin sen Yavuz? Dün geceden sonra nasıl tekrar buraya gelirsin. Ne hallere düştüm dün görmedin mi?  Şimdi çabuk git buradan. İşleri daha fazla karıştırma.
YAVUZ          : Buraya gelmemin sebebi dün gece Aysu. Dün gece senin de bana karşı duygularının azalmadığını gördüm.Gözlerindeki ışıltıyı gördüm. Benim için bayılma numarası bile yaptın.
AYSU             :(Bağırarak)Senin için mi? Kendim için yaptım manyak.
ANNE             : Ne oluyor kızım?
AYSU             : Bir şey yok anne  bir şey yok. Konuşuyoruz sadece.
MESUT           :Yaa ya konuşuyorlar.
ANNE             : Ben de bir şey var zannettim.(çıkar)
AYSU             : Bayılmasam olayı nasıl açıklayacaktık. Kimliğin ortaya çıkınca ben ne diyecektim ha söyler misin?

ŞULE              : Sen numaradan bayıldığını nasıl anladın?

YAVUZ          : Ben onu hepinizden iyi tanıyorum Şule. Ne zaman numara yaptığını ne zaman yalan söylediğini herkesten iyi anlarım ve şimdi de yalan söylüyor. Eşşek gibi beni seviyor. Ama sırf korkaklığından dolayı itiraf edemiyor. Çünkü itiraf etse benimle gelmek zorunda kalacak, tüm düzenini değiştirmek herkese karşı rest çekmek zorunda kalacak.
MESUT           :Evet işte gerçek aşk bu. Ben de senin ne zaman yalan ne zaman doğru söylediğini anlarım Şule. Ve sen de yalan söylüyorsun köpekler gibi beni seviyorsun. Ama korkudan itiraf edemiyorsun
ŞULE              : Kes Mesut.
AYSU             : Bunların hepsi senin kurmacan beyefendi. Madem beni o kadar iyi tanıyordun. Bunu  başkalarıyla kırıştırmadan hatta evlenmeden önce kullansaydın ya. Beni gerçekten iyi tanısaydın yaptığının bende nasıl yaralar açacağını da bilirdin, günlerce uykusuz kalacağımı, erkeklere olan güvenimi yıkacağını, psikolog kapılarında sürüneceğimi de bilirdin. Hayır Yavuz sen beni tanımıyorsun. Sadece tanıdığını sanıyorsun. Nuri  beni tekrar hayata döndürdü ve Onun gelip senin kimliğini öğrenip elini kana bulamasını istemiyorum. O yüzden çabuk terk et burayı ve hayatımı.
ŞULE              :Voav . Bayağı iyi bir konuşmaydı. Ama ille de Kanada’ya gitmek istiyorsan ben seninle gelebilirim Yavuz. Yani aldığın bilet yanmasın.
MESUT           : Hophop  yavaş ol biraz.
YAVUZ          : Sana dün bütün yaptıklarımı açıkladım Aysu. Daha ne söyleyim. Tamam Nuri’ye teşekkür edelim. Ben de minnettarım seni tekrar yaşama döndürdüğü için. Ama bu senin hayatın Aysu, bizim hayatımız. Nuri misyonunu tamamladı. Seni bir psikolog hayata döndürseydi onunla mı evlenecektin. Sen de beni seviyorsun Aysu tıpkı eskisi gibi. Midem bulandığında bahçede bana bakışını gördüm Aysu. Ben bu bakışı tanıyorum. Hem de çok iyi tanıyorum. Dün gece sendeki yürek çırpıntısını hissetmesem bu gün burada olmazdım.
MESUT           : Aynen Şule. Dün gece ben de sende bir yürek çarpıntısı hissettim. O yüzden bugün buradayım. Hadi bak Yavuz  Aysu’yla birleşiyor. Biz de birleşelim Şule’m. Aynı eski günlerdeki gibi
ŞULE              :  Ne kadar eski günümüz var be. Onlar üç yıl birlikteydiler.biz üç ay bile çıkmadık. Hem bak adam kızı Kanada’ya götürüyor. Sen de beni Kanada’ya götür. Bir şeyler düşünürüz.
MESUT           : Aaa bu kadarı da fazla artık. Ben nasıl götüreyim seni Kanada’ya. Bunu siz istediniz. Güzellikle olmazsa zorla olur. Aysu arkadaşını benimle birleşmeye ikna etmezsen her şeyi Nuri’ye açıklarım. İki sevgiliden de olursun. Biri mezara gider biri hapse.
AYSU             :Üff saçmalama Mesut. Bir de seninle uğraşamam şimdi.
MESUT           :Saçmalama ha saçmalama. Görürsünüz siz neler yapabileceğimi bilmiyorsunuz. Ben aşkım için Roma’yı bile yakarım sizi mi yakmayacağım. 
(Kapı çalar)
ANNE             : (İçerden ) Ben bakıyorum çocuklar.
AYSU             : Babamlar geldi herhalde.Seni görmesinler Yavuz. Biz bütün çözümü senin gitmene göre hazırladık. İşin içinden çıkamayız yoksa.
MESUT           : Zaten çıkamayacaksınız. Ben şimdi her şeyi söyleyeceğim.
ŞULE              : Sakın ağzını açayım deme.
YAVUZ          : Ne yapacağım peki? Buhar olamam ya buluruz bir çaresini.
AYSU             : Bulamayız. Her şeyin sarpa sarmasını istemiyorum.  Çabuk şu odaya gir.
YAVUZ          :Benimle geliyor musun?
(İçerden Babaların sesi gelir)
AYSU             :Yavuz ne olursun? Çabuk saklan şu odaya.
YAVUZ          : Bana söz ver benimle geleceğine dair.
AYSU             : Tamam söz.
YAVUZ          :Seni seviyorum de.
AYSU             : Seni seviyorum (İçeriye Nuri girer, Şule hemen Nuri’nin önüne atlar Aysu’da karambolden yararlanıp Yavuz’u masanın altına iter)
ŞULE              :Hoşgeldiiin Nuri. Hani babanlar nerede?
NURİ              :Arkada geliyorlar. Sen bir hoş geldin demeyecek misin hayatım?
AYSU             : Diyeceğim tabii ki hayatım demez miyim.
MESUT           :Nuri Bey sen önce sevgilimin hoş geldinine hoş bulduk desene. Ayıp oluyor ama.
NURİ              : Demedim mi ? Kusura bakma Şulecim. Yorgunluk işte. Dün geceden sonra kafamı toparlayamadım bir türlü. Dur bir dakika Mesut sana sevgilim mi dedi Şule ben mi yanlış anladım.
MESUT           :Yanlış anlamadın abicim az önce tekrar birleştik.
ŞULE              : Yok öyle bir şey Nuri saçmalıyor.
MESUT           : Demek öyle. Nuricim dün geceden beri kafamı toparlayamadım mı diyordun. Ben sana kafanı toplaman biraz yardım edeyim. Dün ge.....
AYSU             : Yaa Mesut ile Şule az önce tekrar birleştiler ama Şule söylemeye çekiniyor. (Babalar içeri girer)
ŞULE              :Yok öyle bir şey
MESUT           : Nerde kalmıştım Nuri?
AYSU             : Var öyle bir şey.
ŞULE              : Yok

AYSU             : Var

 ŞULE             : Yok
AYSU             : Var. Şule var. Neden çekiniyorsun Nuri yabancın mı? Utanacak bir şey yok di mi Nuri?
MESUT           : Evet utanacak bir şey yok. Sevmekten kim utanır? Sevmek utanılacak bir şey midir?
AYSU-ŞULE  :Mesuuut ..
NURİ              : Yani benden de utandıysan çok kırılırım Şule.
ŞULE              : Yok canım senden utanmak değil de şey işte.
ETHEM           : Senden değil oğlum bizden utanmıştır. Utanmayın kızım utanmayın. Olur böyle şeyler gençlikte.Demek yeni bir gönül macerası başlıyor ha?
YASİN            :Tabii kızın olmayınca böyle konuşması kolay Ethem Bey.
ETHEM           : Aşk olsun Yasin Bey. Senin kızın var da bir şey mi oldu. Zamanında onlar da yaşadılar ve bak şimdi evleniyorlar. Aşalım artık bunları Yasin Bey aşalım. Geçti bizim zamanın görücü usulü günleri. Devir anlaşarak severek evlenme devri.
YASİN            : Yok canım bizde bir şey demedik zaten. Dedikleriniz doğru da kız babası olunca uygulaması kolay değil. Davulun sesi uzaktan hoş geliyor yani.
( Anne içeri elinde çay tepsisi ile girer)
ANNE             : Tam zamanında geldiniz vallahi. Çaylar da oldu. Aslında  Yağmur’la Mesut  için yapmıştım ama siz de sebeplendiniz hehhhehe. Eee Yağmur nerde? Tuvalete mi gitti.
NURİ              :  O’da mı buradaydı?
AYSU             : Gitti buradaydı da gitti.
ANNE             : Nasıl gitti ayol? Ben niye görmedim. İnsan bir hoşçakalın der.
ŞULE              :Aman boşverin Şükran Teyze. Münasebetsizin biridir zaten.Böyle apansız gelişinden belli değil mi zaten nasıl biri olduğu. Geldi başımıza olmadık ,işler açtı ve bir daha gelmemek üzere gitti
YASİN            :Hanım Bırak şimdi Yağmuru Şimşeği de habere bak. Şule kızımla Mesut oğlum arasında bir şeyler oluyormuş.
ANNE             :Nasıl şeyler?
ETHEM           :Nasıl şeyler olacak Şükran Hanım. Gençler arasında nasıl şeyler olur tabiiki aşk aşk.
ANNE             :Aşk mı? E Yavuz? Yani Yağmur.
AYSU             : Gitti dedik ya anne
ANNE             : Nasıl gitti canım. Yavuz yani Yağmur Şule’nin şeyi değil miydi?
NURİ              : Kuzeni.
ANNE             :Değil. Yani aslında kuzeni de yani şey Ayy benim aklım ermiyor bu gençlerin işine.
MESUT           : Aslında bizimkisi de pek yeni bir ilişki değil. Biz çok eskiden beri birlikteydik de kısa bir ara verelim demiştik. Hani kendimizi dinleyelim babında. Di mi Şule’cim?
ŞULE              :Ya ya öyle..
ANNE             : Aysu bana neler oluyor açıklar mısın kızım. Ya da sen Şule biriniz açıklayın.
ETHEM           : Hazır açıklamaya başlamışken şu dün geceyi de açıklayıverin de merakım giderilsin. Kimdi o çocuk ne garip biriydi öyle. Tam öğrenecektik ki bayılma falan katakulliye gitti.
AYSU-ŞULE  :Ben açıklayım.
AYSU             : Şimdi Yağmur.....       ŞULE              : Aslında Yağmur...
ANNE             : Şule sen Ethem amcanlara açıkla, Benim Aysu ile konuşacaklarım var.
ŞULE              : Gelin isterseniz  bahçeye çıkalım ben size kuzenimi etraflıca anlatayım.
NURİ              : İyi olur.  Kusura bakma ama hiç içim ısınmamıştı kuzenine  zaten.  (Aysu’ya) Sen iyisin değil mi hayatım?
AYSU             : İyiyim canım iyiyim. Siz işinize bakın. Şule aydınlatsın sizi.
MESUT           : Ben de çıkıyım mı Aysu?
AYSU             : Çık Mesut çık. Sevgilini yalnız bırakma.
MESUT           : Ya yanlış bir şey yaparsa bak sorumluluk kabul etmem ha?
AYSU             : Yapmaz yapmaz
(Çıkarlar, Yavuz’da kafasını masanın altından çıkarır, anne görmeden Aysu Yavuz’un kafasını içeri sokar)
ANNE             : Aysu neler oluyor? Hani Şule Yavuz’la çıkıyordu. Mesut da nereden çıktı? Siz benimle dalga mı geçiyorsunuz?
AYSU             : Anne bak sana bazı gerçekleri açıklamanın sırası geldi sanırım. Şimdi anne sakin ol.
ANNE             :Ayy çatlatma insanı kızım ne söyleyeceksen söyle.
AYSU             : Sana bütün bunlar biraz karışık ve ağır gelebilir ama bu devirde oluyor böyle şeyler.
ANNE             :Ayy duyan da Nuri ile ayrılacağını söyleyecek sanar.
AYSU             :Yok canım ne alaka?(Derin bir iç çeker)  Mesut Şule’nin eski sevgilisiydi. Biz bunu sana söylememiştik. Yavuz da bunu bilmiyordu. Ama Yavuz’la Mesut çok iyi iki arkadaştılar.
ANNE             : İyi arkadaşlarsa Yavuz nasıl bilmiyordu böyle bir ilişkiyi?
AYSU             : Kim Yavuz mu? Yavuz mu dedim ben? Yok Yavuz tabii ki biliyordu da Mesut bilmiyordu.
ANNE             : Neyi?
AYSU             : Neyi olacak anne. Yavuz ile Şule’nin çıktığını.
ANNE             : Niye?
AYSU             : Aman anne niyesi var mı bu işin. Çok iyi arkadaşlar demiştim ya. Arkadaşlıkları bozulmasın diye Mesut’tan saklamışlardı ilişkilerini. Çünkü Mesut hala seviyordu Şule’yi.
ANNE             :Ay ne ayıp. Hiç yakıştıramadım Şule’ye vallahi. Hem ne kadar saklayacaklar ki kızım eninde sonunda çıkar ortaya kızım.
AYSU             : Aynen öyle oldu anne ortaya çıktı. Dün gece bizden ayrılınca iki arkadaş her şeyi konuşmuşlar. Bu gün de buraya Şule’ye kimi seviyorsun diye sormaya gelmişler. Çünkü Mesut Şule hala beni seviyor diye inat etmiş ve Yavuz’la kavga etmiş.
ANNE             :Bak sen şu işe. Şimdi her şey açığa çıkıyor. Beni odadan göndermeniz. Dün geceki paniğiniz. İyi de sen Şule’den daha çok panikledin kızım.
AYSU             : Beni bilmez misin anne? Şule kadar rahat olamıyorum işte.
ANNE             : Eee sonra ne oldu?
AYSU             : Ne olacak anne. Gördüğün gibi Mesut haklı çıktı. Bizim salak kız aslında Mesut’u seviyormuş. Mesut’la kavga edince Onu biraz kızdırmak için Yavuz’la çıkmış. İş çatallaşınca yine Mesut’u seçti. Yavuz da çok sinirlenip giti.
ŞULE              :Ayy salak kız. Hem de iki kere salak. Böyle salakça bir şey yaptığı için bir kere salak,  Bunu yapıp arkasından da gül gibi çocuğu bırakıp diğer salağı seçtiği için iki kere salak.
AYSU             : Gül gibi çocuk için Yavuz’a mı diyorsun anne?
ANNE             : Tabii kızım? Kime diyeceğim Mesut’a mı. Kusura bakmayın ama ben hiç sevemedim o çocuğu. Çok sulu bir şey. Zırt pırt gelip gidiyor, aile mi var kızlar mı var bakmıyor, ne konuştuğunu bilmiyor. Diğerine birden kanım ısınmıştı ama. Saygılı zeki birine benziyordu. Salak Şule. Yok ben bu kızla konuşuyum en iyisi hayatını karartmasın diğeri gül gibi çocuk.
AYSU             : Sahiden sevdin demek Yavuz’u ha? Oysa ben hiç seveceğini düşünmezdim.
ANNE             : Ayy niye sevmeyim canım. Gül gibi çocuk. Her ne kadar damadım kadar olmasa da iyi birine benziyordu yani. Aaa bunlar çayları almadan bahçeye gittiler. Gidip şu çayları tazeleyim. Bunlar buz gibi oldu. (Çay tepsisini alır ve çıkar)
AYSU             : Yavuz çık dışarı çabuk.
YAVUZ          :Üff belim. Ölücem sandım ha. Saçmalık bu yaptığımız Aysu. Gel her şeyi açıklayalım.
AYSU             : Asıl bu söylediğin saçmalık. Kanada’ya tek parça halinde gitmek istiyorsan kimse görmeden çabuk evi terk et.
YAVUZ          : Bak annen de sevmiş beni.Bu arada iyi hikayeydi tebrik ederim.
AYSU             :Hala damadı kadar sevmiyor ama
ŞULE              :( Dışardan yüksek sesle bağırır) Aysu Nuri çayları almaya geliyor yardım et istersen.
AYSU             : Kahretsin Nuri geliyor. Çabuk şu odaya gir. (Yavuz’u hızla fondaki üç kapıdan ortadakine sokar)
NURİ              : (İçeri girerken bahçeye doğru) Ne bağırıyorsun Şule. Ben kendim de yardım isteyebilirim Aysu’dan. ( Aysu’ya) Aa bir haller oldu kıza. Aşkım ne yapıyorsun burada tek başına bahçeye gelsene sende
AYSU             : Geliyorum hayatım çay koyuyordum.
(Anne elinde çay tepsisiyle girer)
ANNE             :  Ne bağırıyor bu deli kız yine.
AYSU             : Yani annemle birlikte koyuyorduk. Hadi bahçeye çıkalım.(Bağırarak Yavuz’a duyurmaya çalışır). Bahçeye çıkalım dedim.
ANNE             : Aaa ne bağırıyorsun kızım bunlar hepten delirdi yahu.
(Bahçeye çıkarlar. Yavuz yavaşça kapıyı aralar ve dışarı çıkar.
(İçerden)
ANNE             : Aaa şekeri unutmuşum şimdi getiririm
AYSU             : Anne dur...
(Anne koşarak içeri girer, Yavuz hemen çıktığı odanın yanındaki odaya girer)
(Anne bir kapı sesi duyar duraklar ama anlam veremez ve mutfağa gider)
(Yavuz  girdiği odadan kafasını çıkarır ama annenin sesini duyar ve hemen geri girer)
(Anne bir kapı sesi daha duyar duraklar ama yine anlam veremez ve devam eder)
( Aysu içeri girer ve hemen Yavuzu soktuğu odaya girer. Yavuz’u bulamaz ve rahatlar)
AYSU             : Ohh gitmiş. (Bahçeye gider) (yavuz dışarı çıkar)
YAVUZ          :Ulan şu çektiğimiz rezilliğe bak
(Mesut içeri girer)
MESUT           : Vay sen gitmedin mi? Yavuzcum sana büyük bir teşekkür borçluyum. Sayende Şule ile aram düzeliyor. Gerçi Nuri’ye yazık olacak ama ....
YAVUZ          :Bunları sonra konuşuruz Mesut. Bana Aysu’yu çağır çabuk. Eyvah.(İçeridoğru koşan Yasin Bey’i fark eder ve Mesut’u kendisine siper ederek duvara yapışır)
YASİN            :(Tuvalete koşmaktadır) Öldürecek bu hastalık beni öldürecek (Çıkar)
YAVUZ          : Beni de bu stres öldürecek. Hadi çabuk ol..
(Aysu elinde iki boş çay bardağı ile içeri girer)

AYSU             :Hiiiiih . Ne işin var senin burada. Gitmedin mi sen?

YAVUZ          : Nasıl gideyim. Daha hiçbir plan yapmadık. Nasıl buluşacağız ne zaman gideceğiz ? Seni tekrar ne zaman göreceğim?
AYSU             : Ben Mesut’la sana haber gönderirim. Şimdi çabuk kaybol.
(Yavuz hızla tekrar masanın  altına girer)
AYSU             : Öyle değil sersem. (Bu arada Ethem Bey cep telefonuyla konuşarak içeri girmiştir.)
ETHEM           :44-48 Tamam mı tekrar ediyorum 445 44 48 kodu biliyorsunuz evden arayın beni çabuk.. Antalya’da bir şeyler olmuş kızım. Bizim meslekte böyle işte. Şimdi arayacaklar.(Telefon çalar) (Telefon Yavuz’un girdiği masanın üstündedir, Ethem Bey telefonu açar)
ETHEM           :Aloo. Halim Sen misin? Şimdi anlat oğlum, benim telefon burada doğru dürüst çekmiyor hiçbir şey anlamadım söylediklerinden. (Not alır)Kadın 24- 25 yaşlarında. Esmer. Ceset nerede bulunmuş kayalıklarda mı? Üzerinde hiçbir evrak yok. Yüzü tanınamayacak halde.Tamam bak çocuğum.Önce intihar mı değil mi onu araştırın. Adli tıptan ne  tam olarak ne zaman öldüğü ve ölüm nedeni belli olunca beni tekrar ara. Kayalıklara düşerek öldüyse Fener Parkı ve çevresinde mektup ve not araştırması yapın. O bölgedeki tüm esnafı sorgulayın. Bir hafta içerisinde dikkati çeken bir kavga tartışma, bizim kayıtlara geçmeyen kapkaç olayı olmuş mu öğrenin. Hadi koçum size güveniyorum. Ha bu arada il ve ilçelerdeki bütün otelleri araştırın şüpheli bir müşteri, kayıt yaptırıp ortalarda görünmeyen müşteri ya da kaçak var mı? Son bir haftada ki bütün kayıp başvurularını da ceset teşhisi için çağırın hadi görüşürüz. (Telefonu kapatır)
ETHEM           :Bir ceset bulunmuş. Onun için arıyorlar.Kusura bakmayın çocuklar. Siz de bu sevimsiz konuşmalara tanık oldunuz. Umarım gitmemi gerektirecek bir durum yoktur
AYSU             : Umarım (Ethem bahçeye çıkar)
( Yavuz emekleyerek masanın altından çıkarken ters taraftan Yasin Bey girer . Yavuz ters ters emekleyerek hızla tekrar masanın altına girer)
YASİN            : Ne oldu kızım kim aradı? Az önce telefon çaldı.
AYSU             :Antalya’da bir ceset bulunmuş da Nuri’nin babasını aradılar Onunla ilgili.
YASİN            : Vah vah kimmiş acaba zavallı? Cinayetmiymiş?
AYSU             : Ben nereden bileyim baba? Polis olan ben değilim.
YASİN            : Haklısın kızım gideyim sorayım bari.
(Tam giderken geri döner ,bu arada Yavuz masanın altından kafasını çıkarmıştır, hızla geri sokar)
YASİN            :Bak kızım.Dikkat ettim Ethem Bey’e hiç baba diye hitap etmiyorsun.Yüzüne karşı siz efendim gibi şeyler, arkasından da Nuri’nin babası. Haklısın çok zor biliyorum. Hatta benden başkasına baba diyememen gururumu da okşuyor ama sen yine de baba demeyi öğrenmelisin. Çok zorlanıyorsan Ethem baba falan de ama baba de. O adamcağız da özeniyordur şimdi.
AYSU             : Tamam baba haklısın. (Yasin çıkar)
MESUT           : Tehlike geçti çıkabilirsin. (Yavuz çıkar)
YAVUZ          :Ne olur acele et Aysu. Vaktimiz çok azaldı. İşler iyice sarpa sarmadan gidelim buralardan.
AYSU             : Önce sen buradan git. Birlikte gitmeyi sonra konuşuruz.
YAVUZ          : Bak sonra yan çizme . İkimiz de gelmek istediğini biliyoruz. Senin için neleri göze aldığımı bilmiyorsun sevgilim.Biraz daha geç kalırsak hak etmediğimiz halde uzun yıllar kaybedeceğiz.(Yanağından öper)
MESUT           : Ben de sevgilimin yanına gideyim bari canım çekti.
AYSU             : Hadi hadi hadii...
YAVUZ          : Seni Seviyorum..(Nuri içeri girer)
MESUT           : Aaa Nuri  ...(Yavuz çıkar)
NURİ              :Kimdi O
AYSU             :Kim kimdi?
NURİ              :Şimdi dışarı çıkan.
MESUT           : Ben dışarı çıkıyorum. Sevgilileri yalnız bırakmak lazım öyle değil mi? Anlayışlı olmak lazım yani. Aslında ben az önce çıkacaktım ama....Hoşçakalın görüşürüz.
NURİ              : Ben Yağmur’a benzettim yani Yavuz Yağmur’a.
AYSU             :Şey Evet Yağmur’du o. Yüzüğünü düşürmüş de siz buldunuz mu diyor. Manevi bir değeri mi varmış neymiş.
NURİ              :Niye Şule’ye haber vermedin?
AYSU             : Adam sormadı Şule’yi. Yüzüğünü sordu ben de bizde olmadığını söyleyince gitti.. Yağmur işte Şule anlatmadı mı nasıl biri olduğunu.
NURİ              :Aysu!? Bu Yavuz Yağmur’un senin eski sevgilin Yavuz’la bir ilgisi yok değil mi?
AYSU             :Ne nereden çıkarıyorsun bunları Nuri? Neler saçmalıyorsun Allah aşkına?Tövbe tövbe.
NURİ              :Çıkarken Seni Seviyorum demedi mi o adam?
AYSU             : Sen iyice saçmaladın ha. Adam, adam ben gidiyorum dedi. Senin duyduğun şeye bak. Evlilik stresi iyice başına vurdu galiba. Hayır söylemek istediğin başka bir şey ise açık açık söyle. Bu yük sana ağır geliyorsa şimdiden konuşalım. Vakit erkenken hiç girişmeyelim.
NURİ              : Bazen seni hiç tanıyamıyorum Aysu.
AYSU             : Ben de seni. Ben bahçeye çıkıyorum.
NURİ              :Bu arada Yavuz mu Yağmur mu ne haltsa dün yüzük yoktu parmağında.
AYSU             : (Bağırarak) Çıldırtma adamı Nuri. Düşürmüş işte demek ki buraya gelmeden düşürdü, Ya da sen düşürdükten sonra baktın parmağına. Geliyor musun gelmiyor musun.
(Işıklar söner) (Telefon çalar ışıklar yandığında Ethem Bey telefonla konuşuyordur.  Kızlar ve anne de bahçeye kahvaltı malzemeleri çıkarmaktadırlar )
ETHEM           :Hala kimliği tespit edemediniz mi oğlum. Nasıl olur yahu. Nasıl kimse teşhis edemez. Uzaydan inmedi ya bu ceset. Kıyıya vurmamış di mi eminsiniz, kayalıklara düşerek ölmüş. Allah Allah...5 gün olmuş öleli ve ne arayan  ne soran var çok ilginç çok ilginç...Şu Alanya’lı otelcileri araştırın bakalım. Adli vaka değil ama belli olmaz belki bir şeyler çıkabilir....Tamam bir şey bulursanız haberdar edersiniz.
(Telefonu kapatır).Ulan böyle şeyler de hep ters zamanları bulur bok varmış gibi.
YASİN            :(İç odadan çıkar) Hayırdır mirim. Sabah sabah sinirlisiniz.
ETHEM           : Nasıl sinirli olmayayım efendim. Kırk yılın başında benim bölgede olay olur. O da tutar oğlanın evlendiği tarihe denk gelir. Sabret kardeşim sabret, bekle iki hafta sonra öldür. Ya da madem acelen var niye bu kadar beklersin. 1 ay önceden öldür. Hayır bir şey değil yeni vali geldi, adam emniyet müdürünü sıkıştırıyor o da bizim tepemize biniyor.
YASİN            : Yani Ethem Beyciğim pes doğrusu. Nasıl rahat bahsediyorsunuz ölmekten öldürmekten.
ETHEM           : Yapmayın canım o kadar da taş ruhlu değiliz.Ama olaya bu şekilde bakmazsak bu mesleği de yapamayız. Neyse boşverin bunları gelin bahçeye çıkalım.
Şule çok şanslı vallahi. Bu bahçe ömre bedel. Bizimkilere de dedim şöyle bahçeli bir yer bulalım diye ama yok ille de yüksek kat olacakmış..(Çıkarlar)
ANNE             :(Mutfaktan çıkarak) Biraz acele edin kızlar. Nerdeyse öğlen olacak. Aysu sen de Nuri’yi kaldır artık kızım.
AYSU             :(Mutfaktan ) Tamam anne..(İçeri girerek) Nuri kalk artık kahvaltı hazır (Nuri’nin yattığı odaya girer)...(Kapı çalar)
(Şule elinde çaydanlıkla kapıyı açar Mesut gelmiştir)
ŞULE              : Ne işin var senin burada.
MESUT           : Sevgilimi görmek istedi canım. Gece boyu Onu çok özlediğimi hissettim.
ŞULE              : Bana bak Mesut , bu sevgilicilik oyununa sen gerçekten inanmıyorsun değil mi?
MESUT           :Sen hala uyanamadın herhalde sevgilim.
ŞULE              :Tamam Mesut bunları sonra konuşuruz. Şimdi sabah sabah kimseyi rahatsız etmeden git.
MESUT           :Dur bakalım buraya Aysu’ya bir haber getirmeye geldim Yavuz aşağıda bekliyor. Aysu’dan ne zaman gideceklerini öğrenip O’na haber götüreceğim.
ŞULE              : Allahım deli bu çocuk. Aysuu.. Aysuuu
AYSU             : (İçerden) Efendiiim.
ŞULE              : Bir dakika gelir misin canım?
AYSU             : (Gelir) Orada sabahlamayacağım zaten Şule. Ne oldu. Aaa Mesut merhaba hayırdır?
ŞULE              : Yavuz aşağıdaymış.
AYSU             : Neee ?
MESUT           : Haber bekliyor. Ne zaman gideceğiz Aysu’nun planı nedir diyor. Bir de nüfus cüzdanını istiyor. Pasaport işlemlerini halledecekmiş.
AYSU             : Ne yapacağız Şule?
ŞULE              : Ne bileyim Aysu?
AYSU             :Git Ona öyle bir şey olmayacağını  olamayacağını söyle. Antalya’ya işinin başına, karısının yanına dönsün ya da tek başına gitsin.
MESUT           : Bana kalırsa sensiz gitmez Aysu.
ŞULE              : Kız ya tekrar gelmeye kalkarsa. Delidir ne yapsa yeridir vallahi. Yapar mı yapar.
MESUT           : Hayır Şulecim o laf öyle değildir. Aşıktır ne yapsa yeridir şeklinde olacaktır. Şekil 1 a bakınız ben. Aşığım ve ne yapsam yeridir yani.
ŞULE              : Üff Mesut üff üff
AYSU             : Yok ben gidiyim konuşuyum şununla. Böyle olmayacak bu. (Nuri odadan çıkar) (Aysu bağırarak) Ben gazete almaya iniyorum.
NURİ              : Dur Aysu nereye?
(Anne bahçe kapısından içeri girer)
ANNE             :Nereye gitti bu kız?
MESUT           : Gazete almaya.
ANNE             : Hoş geldin Mesut. Niye sormaz bu kız. Ethem Bey sabah gazete almış. Ee aslında gördü de gazeteyi ama. Aklı bir karış havada işte. (Şule’ye) Kızım ne tutuyorsun o çaydanlığı getirsene sofraya. Hadi siz de gelin çocuklar.
ŞULE              : Haklısın Şükran Teyze. Kolum koptu benim de.(çıkar)
NURİ              : Sen biraz dursana Mesut. Biraz konuşalım seninle.
MESUT           : Konuşalım Nuri. Hayırdır.
NURİ              :Kim bu Yavuz Mesut?
MESUT           : Şule’nin kuzeni işte. Hayırsız kuzen.
NURİ              :Bu Yavuz Aysu’nun eski sevgilisi Yavuz di mi?
MESUT           :Bunu da nereden çıkardın Nuri?
NURİ              : Bal gibi de çıkardım işte. Bu herif kuzen falan değil. Bin tane çelişki var hiç biri açıklanmadı. Ortada yalan varsa bu kadar çelişki olur. Böyle hayırsız bir adam böyle vurdumduymaz bir adam kuzeninin arkadaşına Kanada tatili mi hediye eder.
Hem Aysu’ya nasıl baktığını görmedim mi sanıyorsun? Ya da herifin tansiyonu düştüğünde Aysu’nun O’na nasıl baktığını.
MESUT           :Saçmalıyorsun Nuri. Yavuz  benim de arkadaşım tanımaz mıyım. Yeminle bak bu Yavuz o Yavuz değil.
NURİ              :Peki Madem O yavuz değil, kahvaltıdan sonra senin evine gideceğiz bana albümünü göstereceksin. Muhakkak O Yavuz’un da fotoğrafı vardır sen de.
MESUT           :Tamam gidelim...Tamam Nuri bak bu aramızda kalacak sakın ha Aysu’ya ya da Şule’ye söyleme. Evet bu Yavuz  O Yavuz. Ama bildiğin gibi değil. Adam birden çıkıp gelmiş. Aysu’da kimseyi özellikle de seni üzmemek için kimliğini senden saklamış. Sonra da adamı başından savmış. Hem de ne savma geldiğine geleceğine pişman etmiş. Zaten Aysu’ya yaptıklarından sonra başka ne beklenebilirdi ki.
NURİ              :Yalan söylüyorsun Mesut. Aysu gidecek di mi? Onunla Kanada’ya gidecek. Beni burada böyle bırakacak. Şimdi de gazete almaya diye Onunla buluşmaya gitti di mi?
MESUT           : İyice saçmaladın ha. Yapar mı hiç Aysu öyle bir şey. Şimdi elinde gazetelerle girecek sen de bu düşüncelerinden utanacaksın.
NURİ              : Yapmaz di mi hepsi benim kuruntum. Benim Aysu’m böyle bir şey yapmaz. Yaparsa yaşayamam zaten Mesut.Kahrolurum ya. Kimsenin yüzüne bakamam. Herkes bana acıyarak yaklaşır, hoş zaten acınacak bir durumda da olurum herhalde. Düşünsene Mesut bu durum sevgilinin ya da karının seni aldatması ,terk etmesi gibi değil. Yıllar sonra doğru insanı bulduğuna inanmışsın, eşi dostu akrabayı ayaklandırmışsın.Düğün tarihi belirlemişsin, salon tutmuş, davetiye bastırmış dağıtmışsın, ev tutmuş eşya almışsın.En beteri sevmişsin, güvenmişsin, her şeyden fazla değer vermişsin ve müstakbel karın düğüne bir kaç gün kala seni terk edip kaçmış. Hem de eski sevgilisiyle. Yani ben bu işi yapamayacağım, olmuyor falan dememiş. Yani baştan beri seni aldatıyormuş, yalanmış. Ben bunu kaldıramam Mesut. Bak şimdiden söylüyorum, böyle bir şey olursa,  olur böyle şeyler deyip kuzu kuzu köşeme çekilemem. Ya çekip gitmem gerekir buralardan ya da bir şekilde intikam almam.
MESUT           :Ne konuştuğunu bilmiyorsun sen Nuri. Ne yapacaksın Aysu’ya  mı bir şey yapacaksın, Yavuz’u mu döveceksin gidip ikisini de vuracak halin yok herhalde. Hem Aysu’nun da bir yere gittiği yok çıkar bu saçma şeyleri kafandan.
NURİ              :Aysu’ya bir şey yapamayacağım kesin. O herife de bir şey yapamam herhalde. Ama ama öyle bir şey yaparım ki Mesut, Aysu neye pişman olacağını bilemez. Evet evet yaparım bunu, yaparım
MESUT           :Düğün stresi başına vurmuş senin. Hadi bir şeyler ye de kendine gel. Şimdi Aysu’da gelir. (kapı çalar)
NURİ              : Geldi işte (Kapıyı açmaya gider)
(Anne içeri girer)
ANNE             : Hadisenize çocuklar. Çaylar buz gibi oldu  bakın.
(Aysu ile Nuri girerler)
AYSU             :Baktım doğru dürüst gazete kalmamış ben de almadım (Gözü masanın üstündeki gazetelere ilişir) Hem tam o sırada Ethem Babamın gazete aldığını hatırladım ve vazgeçtim. Hadi kahvaltıya gidelim ben kurt gibi acıktım.(Bahçeye doğru yürür Nuri arkada tek kalır)
NURİ              : (Kendi kendine ) Ethem Baba’mı? (gülümser ve o da bahçeye çıkar. Işık söner)
(Aynı günün akşamı)
YASİN            : (Mutfaktan elinde bir şişe rakı ve iki bardakla çıkar ) Ethem Beyci’ğim gelin şu güzelim Temmuz gecesinin tadını şu güzelim bahçede iki tek rakı atarak çıkaralım ne dersiniz?
ETHEM           : Ne diyeyim Allah derim Allah. Dünür dediğin böyle olmalı arkadaş ağzının tadını bilen keyif adamı keyif. Aferin ulan Nuri çok doğru yerden kız alıyorsun ha.
YASİN            : Sizce bir sakıncası yoksa damadım da katılsın bize. Şöyle iki babasıyla kadeh tokuştursun düğün öncesi stres atsın.
ETHEM           :Ne sakıncası olsun. Eşşek kadar adam. Kayınbabası bir sakınca görmezse ben hiç görmem. Gel lan kerata.
NURİ              : Şeyy
ETHEM           : Şeyi meyi yok. Ne kadar sağlam bir içici olduğunu hepimiz biliyoruz nazlanma.
YASİN            :Kızım bir bardakta  damadıma getir bakıyım. Ha bir sürahi suyla buz da getir.
ŞULE              : Sen dur Aysu ben götürürüm.
ANNE             : Ayy çatlayacağım vallahi. Kızım ne yaptınız siz bunca yıldır televizyonsuz. Ben dayanamıycam bu gün benim dizi var. Ben Saliha Hanım’a gidiyorum orada izleyeceğim diziyi.
AYSU             :Saliha Hanım’da kim?
ANNE             :Dördüncü kattaki yalnız yaşayan kadın. Çok iyi biri. Kocası ölmüş 5 sene önce bir başına yaşıyor. İki de muhabbet kuşu var bir görsen pek şeker şeyler aşık ile maşuk.
AYSU             : Pes vallahi anne ne zaman tanıştın ne zaman arkadaş oldun harbiden pes.
ANNE             :Ben sizin gibi yabani miyim kızım. Gül gibi komşularınız var kimseyle merhabanız bile yok. Bir başınız sıkışsa kime gideceksiniz merak ediyorum. Neyse geç kalıyorum ben hadi görüşürüz.
ŞULE              : (Bahçeden gelir) Ohh! Hiç bizi çağıran yok. Kendileri içsinler gözümüzün önünde biz de hizmet edelim iyi vallaha. Şükran Teyze nerede?
AYSU             : Komşuya dizi izlemeye gitti.
ŞULE              : Hadi ya Helal olsun kadına. Şurada üç günde bizim dört yılda kuramadığımız muhabbeti kurdu. Neyse sen Onu bırak da senin muhabbetten haber ver. Ne yaptın Yavuz’u hiç konuşamadık.
AYSU             :Ne yapacağım bir şey yapamadım İki gün süre istedim.
ŞULE              : Süreyi ne yapacaksın?
AYSU             : Bilmiyorum Şule. Bilemiyorum. Hayır diyemedim Ona. O kadar arzulu o kadar sevecen di ki. Bir anda gözümün önüne yaşadığımız üç yıl geldi. Biliyor musun hayatımın en güzel üç yılıydı o. Hiçbir şeye değişmeyeceğim bir üç yıl. Nuri’yi de seviyorum hem de çok seviyorum ama. Bu başka bir şey Şule. Nuri bana güven veriyor.Onda kendimde bulamadığım istikrar ve sebatı buluyorum, başarıyı tutarlılığı buluyorum. Nuri çok doğru çok temiz bir insan evlenmeye karar verdiğim insan. Yavuz ise bana heyecan veriyor, huzur veriyor. İkisi birbirinden çok farklı şeylermiş gibi ama değil. Yavuz hala kalbimin yerinden fırlayacakmış gibi atmasına sebep oluyor, anlamsızca bir rahatlık içinde oluyorum onun yanında. Ve her şeyden önemlisi benim kendimi en huzurlu hissettiğim anlar Yavuz’un omzunda uyuduğum anlardı Şule. Aradan tam üç yıl geçti. Ben öyle huzuru başka hiçbir yerde hiçbir şekilde yakalayamadım.
(Nuri içeri girer konuşmaları duyar ve dinlemeye başlar)
ŞULE              : Bence sen Yavuz’la git Aysu. Yavuz senin aklına düşmüş bir kere .Bu saatten sonra sen de Yavuz’da iflah olmazsınız. Nuri ile evlensen bile Yavuz senin hep aklında olacak. Yavuz da seni bırakıp buralardan gidemeyecek hep çevrende bir yerlerde olacak. Evliliğinin tadını huzurunu bir türlü yaşayamayacaksın. Hep aldatma ihtimalinin tedirginliğini yaşayacaksın. Bu arada Nuri’yi de suçlayacaksın Yavuz’u kaybetmene sebep olduğunu düşünerek. Hem de hiç suçu olmadığı halde. Her tartışmanız, her anlaşmazlığınız da sana batacak. Hepsinde evliliğiniz yıkılacakmış gibi düşüneceksin.
AYSU             : Haklısın, haklısın ama böyle bir şeyi Nuri’ye nasıl yaparım. O melek gibi adama bunu nasıl yaparım.
ŞULE              :Sorun nasıl yapacağın değil Aysu. İkimizin de bildiği bir şey var ‘Yaşanması gerekiyorsa yaşanır’. Bunun önüne geçemezsin. Burada asıl sorun bunu Nuri’ye ve ailene nasıl açıklayacaksın?
AYSU             :Bu aşamada böyle bir şey açıklanır mı be . Hiçbir şey söylemeden ortalıktan uçarım sonra ver elini Kanada. Sular sakinleşinceye kadar da hiç ses çıkartmam
ŞULE              : Pasaport, vize.?
AYSU             :Yavuz kendininkini ayarlamış. Benim de yeşil pasaportum var.
ŞULE              : Sen zaten gitmeyi kafana koymuşsun (Telefon çalar, Nuri sessizce iç odaya geçer)
AYSU             : Alo buyrun... Tabi Burda çağırıyorum...(Şule’ye) Nuri’nin babasını çağırsana
ŞULE              : (Bahçe kapısına doğru gider) Ethem Amca telefon.
AYSU             : Geliyor efendim.(Ethem bey gelir) Antalya’dan Halim Bey
ETHEM           : Efendim Halim var mı bir gelişme? Bak sen? Demek teşhis ettiler cesedi öyle mi? Alanya’da resepsiyonistmiş öyle mi. Katil kocası görünüyor. Kavga ettiklerini gören olmuş mu? Çok güzel... Yakaladınız mı adamı? Bir haftadır kayıp mı? Demek işten ayrılmış toplu parasını da almış. Hemen tutuklama emrini çıkartın. Ailesinin adresine gidin. Hava alanı ve limanlara da ismi ve eşgalini gönderin bir yere kaçmaya kalkmasın. İsmi ne demiştin. Nevin Korkmaz.. Hayır oğlum kocasının, zanlının yani, Yavuz Korkmaz. Tamam.
AYSU             : Ne ne olmuş efendim.
ETHEM           :Olay çözülmüş sanırım kızım rahat bir nefes alabiliriz Antalya’ya gitmek zorunda kalmayacağım. Ölen kadın Alanya’da bir otelde resepsiyonistmiş. Kocası da aynı otel de muhasebe şefi. Adam bir hafta önce tazminatını da alarak işten ayrılmış. Adam ayrıldıktan bir gün sonra da karısıyla birlikte ortadan kaybolmuş. Herkes karısını da alarak gitti sanmış. Ama adam yakın çevresine sık sık boşanmaktan bahsediyormuş. Karısıyla da sürekli kavga ediyorlarmış. Herhalde adam işten ayrılınca karısından ayrılmak istedi kadına bunu söyleyince de kavga çıktı aralarında  O da attı kadını uçurumdan aşağı. Tabi kavga ederken de düşmüş olabilir. Yakalayalım adamı da her şey ortaya çıkar. Bakarsın adamın cesedi de başka bir yerde ortaya çıkar işler iyice karışır. Böyle vakalarda hiçbirşey belli olmaz ki..
ŞULE              : Adamın adı ne demiştiniz?
ETHEM           : Yavuz, Yavuz Korkmaz. (İçerden bir el silah sesi gelir)
( Ethem Şule ve Yasin içeri koşarlar Aysu donmuş bir vaziyette olayın şokunu yaşamaktadır)
ETHEM           : (İçerden ) NURİİİİ OĞLUUM!!!!
AYSU             :Nuri? Nuri hayır. NURİİİİİ!!!


-PERDE-












 




 


 



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder